Yazı Detayı
02 Mayıs 2022 - Pazartesi 13:24
 
HAZİNE
Av. Özlem KANAY BALYELİ
 
 

Nisan sonu, Mayıs başındayız. 
Üç Bayramı birden yaşıyoruz :

 

- Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
- Ramazan Bayramı 
- İşçi ve Emekçiler Bayramı

 

Aslında samimi olmak gerekirse, hepimiz çoğu kavramların içinin boşaltıldığını, anlamını yitirdiğini biliyoruz. Bayramlar da bunlardan biri. Şekillere dayalı kutlamalardan, samimiyetsiz ve riyakar tutumlardan eminim hemen herkes şikayetçidir. 

 

Evde çocuğuyla ilgilenmeyen, sorsan yeteneklerini ilgi alanlarını dahi bilmeyen, törenlerde Çocuk Bayramı kutlamasına giden ana babalar, her türlü ahlaksızlığı yapıp, oruç tuttuğu için tutmayana, Allahın bizlere soracağını sorma hadsizliğine sahip dindar görünümlü, Bayram namazında fotoğraf vermeyi de ihmal etmeyenler,

 

Çalışanına günde bilmem kaç saat insan sınırlarını aşan mesai yaptırıp, mobbingden aşağılamaya toksit muameleye maruz bıraktıktan sonra, ‘Yaşasın 1 mayıs’ diye tweet atan patronlar..

 

Sahi biz neyi ‘Kutluyoruz’ böyle bakınca?

 

Hepimiz bunlardan bir ya da bir kaçını yaptığı halde, bir diğerini bunlarla suçladığımız ikiyüzlülüğümüzü mü?
Durun !

 

Yüzünüzü asıp moralinizi bozmayın hemen. Öyle kolay pes etmek yok.  Biz aslında neyi kutluyoruz biliyor musunuz?

 

Adı ne Bayramı olursa olsun ‘her nefes alışımızın aslında bir bayram, güzel insanların da hala var olduğu ve hep var olacağı bir dünyada, asıl kutlanmaya değerin YAŞAMAK olduğunu kutluyoruz. 

 

Neye inanıyorsak neyi savunuyorsak önce ‘O OLMA’ nın çabasını ve bu uğurda hiç bitmeyen UMUDUMUZU kutluyoruz.  Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmadığı, bahar gelse de içimizin kara kışlarda kaldığı zamanlardan geçiyoruz. Bayramlarımız anlamını yitirmiş gibi görünse de, o kara kışta kalmış gönüllerin içinde patlamaya hazır tomurcuktur bizim sevdamız. 

 

Benden Bize, Bizden Hiçe, Hiçten BANA getiren;  Mutluluğu yolun sonunda değil, yolculuğun kendisinde aratan, bulup bulup kaybettiren, kaybettikçe kazandıran, Kazandıkça dağıttıran ve ne dağıttıysan hayatta, misliyle geri aldıran 

BÜTÜNÜN SEVDASIDIR BAYRAMIMIZ. 

 

Sahip olduğumuz sandığımız her şey, esaretimiz; Özümüzdeki bu sevda ise gerçek özgürlüğümüzdür. 

 

Hadi gelin Bayramları Bayram gibi kutlamak istiyorsanız, açın camı pencereyi gökyüzünün engin maviliğine bakın, önce yaradana sizi yaratmaya değer görüp onurlandırarak, bu dünya deneyimini yaşamak üzere yolladığı için ŞÜKÜR edin. Sonra KENDİNİZE, bugüne kadar yaşamış olduğunuz her şeye rağmen, vazgeçmeden bugünlere sizi getirdiği için teşekkür edin.

 

İçinize çektiğiniz derin bir nefesin lezzeti ile dolduğunuzda, aslında bayramın kendi hazinenize ulaşmak olduğunu göreceksiniz. Yıllardır kilitli bir odada paslı bir kutu içinde kalmış bu hazine, sadece ve sadece SEVGİ dir. Yargılamadan, kınamadan, hırs kin nefret öfke haset fesat taşımadan, karşılık beklemeden, SEVEBİLMEKtir. 

 

Bırakın kim hangi Bayramı ne şekilde kutlarsa kutlasın, siz;  ‘herkesin şekillerin ve görünenin ötesindeki hazinesini’ görmeye, kendi hazinenizden ona vermeye çalışarak kutlayın. 

 

Herkesi, her şeyi  ve kendimizi olduğu gibi görmek, kabul etmek, sevmek, değer vermek;  bu güzel dünyada birlikte yaşayabilmek, her günümüzü bayram çocuğu coşkusuyla kutlayabilmek dileğiyle…

 
Etiketler: HAZİNE,
Yorumlar
Haber Yazılımı