Yazı Detayı
15 Ekim 2021 - Cuma 14:34
 
ATATÜRK, 9 EYLÜL’DE KEMALPAŞA’DA GERÇEKTEN KALDI MI?
Rahim SAĞ
rahimsag@kemalpasaaktuel.com
 
 

“9 Eylül”, İzmir’in Yunan işgalinden kurtulduğu tarihtir. Büyük kurtuluşun yaşandığı gece Gazi Mustafa Kemal Paşa ve mâiyeti, o geceyi eski adı Nif olan Kemalpaşa’da geçirir… Bu, Kemalpaşalılar için hiç şüphesiz bir gurur vesilesidir; ama Atatürk’ün “Bütün hayatımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır.” dediği geceyi geçirdiği yer -gerçekten- Kemalpaşa mı? Peki “mademki, Atatürk, ‘9 Eylül’ gecesini burada geçirmiş, peki nerede geçirmiş?” sorusuna nasıl ve ne cevap verebilir?

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, İzmir’in kurtuluş, Millî Mücadele’nin zaferle bitiş tarihi olan 9 Eylül 1922 Cumartesi gününe kadar geçen süreç, aynı zamanda tarihin akıl almaz bir hızla aktığı, aynı zamanda inanılmaz olayların da yaşandığı bir süreçtir. Bu nedenle, 9 Eylül tarihine kadar uzanan bu zaman diliminin son 15 gününe kısaca bakmanın gerekli olduğu düşüncesindeyim.

 

Türk Ordusu’nun 26 Ağustos şafağında Afyon Kocatepe’den, düşman birliklerine yoğun topçu ateşinin başladığı andan itibaren tarihin kozmik akışı da değişmiştir. Çünkü sabah 5.30’dan bu topçu ateşi ile başlayan Büyük Taarruz, kurtuluşa giden yolun en kararlı ilk adımı olmuştur. Şuhut’tan planlanan Büyük Taarruz sonucu Afyon, düşmandan kurtarılır; Mustafa Kemal Paşa, 28 Ağustos akşamında “halkın şenlik” yaptığı Afyon’a gelir ve geceyi burada, belediyeye ait binada geçirir. O gece, tarihin akışını değiştirecek ve sonu o günkü adı Nif olan Kemalpaşa’ya kadar uzanacak bir dizi ilginç gelişmenin de yaşandığı beklenmedik bir olay ile başlar.

 

Aslında her şey ve tüm harekat planları, o gece “çok gizli” koduyla İzmir’den gelen bir telgrafla değişir. Bu telgraf, İzmir’de bulunan yabancı ülkelerin konsoloslarından gelmektedir. Konsoloslar, İzmir’i işgal altında bulunduran Yunanlı yöneticilerinden habersiz, gizlice toplanırlar ve kendi uyruklarındaki yurttaşlarını Türk Ordu Birlikleri’nin İzmir’e ulaşması halinde ve sonrasında oluşabilecek muhtemel durumları aralarında müzakere ederler. Bu gizli toplantı sonrasında, ilerleyişlerine bakılarak İzmir’i geri alması neredeyse kesin olarak görülen Türklerle ve başlarındaki Mustafa Kemal Paşa’yla bu durumu ve yurttaşlarının can güvenliğini müzakere etmek amacıyla bir toplantı yapma talebini içeren gizli bir telgraf çekmeye karar verirler. İşte Afyonkarahisar’daki Genel Kurmay Karargâhı’na ulaşan ve gündemi birdenbire değiştiren telgraf budur. 

 

Mustafa Kemal Paşa, yıllar sonra o günü ve bu telgrafı Nutuk’ta “Bizzat bana verilen telsiz telgrafta da, İzmir’deki İtilâf Devletleri konsoloslarına benimle müzakeratta bulunmak salâhiyetini verdiklerinden, hangi gün ve nerede mülâkat edebileceğim soruluyordu.” şeklinde anlatacak ve “buna verdiğim cevapta da, 9 Eylül 1922’de Nif’te mülâkat edebileceğimizi bildirmiştim.” diyecektir. “Filhakika dediğim günde ben Nif’te bulundum. Fakat mülâkat isteyenler orada değildi.” diye anlatacak ve kendi verdikleri randevu sözlerini tutmadıkları için onları haklı olarak küçümseyecektir. 

 

İşte Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın daha uzun ve yorucu bir süreç olmasına günler öncesinden belirlediği lokasyon “Nif” ve gün ise “9 Eylül 1922” tarihidir.

 

Bu olay 1932-1933 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi olan Charles H. Sherrill’in dilimize “Bir Elçiden Gazi Mustafa Kemal” adıyla tercüme edilen anılarında “Türklerin Afyon’a başarılı taarruzlarından sonra İzmir’de bulunan yabancı konsoloslar, bundan sonraki durumun ne olacağını tespit etmek üzere, konferans toplanması için Mustafa Kemal’e müracaat etmişlerdi. Mustafa Kemal bu müracaata birkaç kelime ile cevap veriyor ve belli bir günde Nif kasabasında kendileriyle buluşacağını söylüyordu. Bu kasaba ric’at (geri dönüş) halindeki Yunan birliklerinin çok gerisinde, yine Yunan işgal bölgesindeydi. Bu yüzden Mustafa Kemal’in cevabı ‘saçma’ olarak vasıflandırılmıştı.” diyerek anlatır. Kendisi de asker kökenli bir büyükelçi olan Sherrill’in anılarındaki yorumunun altını özellikle çizmek gerekir; “Halbuki bu cevap, Mustafa Kemal’in planlarını ne kadar bilerek ve derin bir görüşle hazırladığının yeni bir deliliydi. Mustafa Kemal’in konsoloslara verdiği randevunun tarihi 9 Eylül’dü ve Türk orduları 9 Eylül’de Nif’i geri almışlardı.”

 

Mustafa Kemal Paşa’nın Nutuk’ta, yukarıda da aktardığım ““Filhakika dediğim günde ben Nif’te bulundum. Fakat mülâkat isteyenler orada değildi.” cümlesinde anlatmak istediği de tam olarak budur.

 

***

 

Gazi Mustafa Kemal Paşa; Nif düşman işgalinden kurtulduktan yaklaşık 3 yıl, adı Kemalpaşa olarak değiştirildiğinden 2 yıl sonra 12 Ekim 1925’te tekrar Kemalpaşa’ya geldi. Ve 9 Eylül 1922 Cumartesi gününü henüz dünmüş tazeliğiyle hatırlamakta olan Atatürk; gittiği, gördüğü, yaşadığı hiçbir yer için kurmadığı, söylemediği şu cümleleri kurdu ve bu sözlerini, o dönemin Kemalpaşalıları kulaklarıyla duydu, dönemin gazeteleri de yazdı: “Bütün hayatımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır. O gece, ordumuzun İzmir’e girdiği günün burada geçirdiğim gecesidir. O vakit buradan geçerken bu muhterem halkın gördüğü zulüm ve teaddiye rağmen resmimi koyunlarından çıkararak beni tanıdıklarını ve otomobilime atılarak kucakladıklarını unutamam. Bugün o hatırayı yaşıyorum, bahtiyârım.”

 

***

 

“9 Eylül 1922”, Türk Tarihi için önemli bir gündür, gecesi de 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan Millî Mücadele’nin, kelle koltukta savaşan bir grup vatansever subayın, bin bir zorlukla verdikleri bir mücadelenin zaferle sonuçlandığı gecedir. “9 Eylül”, ne “8 Eylül” ne de “10 Eylül” gibi bir tarih değildir; bu tarihin kendine özgü anlamlı ve “ikonlaşmış” bir önemi vardır. “8 Eylül” tarihi için Kemalpaşa’nın kurtuluşu olarak zihnimize kodlanabilir ama “9 Eylül” tarihi bir milletin, büyük mücadelelerle kurtulduğu, yeniden var olduğu, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun benzetmesiyle, bin yıllar önce yaşamak zorunda kaldığı yeni savaş tarzında sığınmak zorunda kaldığı kuşatmadan, geçen yüzyılda, kağnının çeliği yenerek kazandığı “Ergenekon”dan çıkış tarihidir.

 

“9 Eylül 1922”, Millî Mücadele’nin zaferle sonlandırıldığı tarihtir ve Gazi Mustafa Kemal Paşa, tüm Millî Mücadele’de en yakınında olan Genel Kurmay heyetiyle o gece Nif’tedir yani Kemalpaşa’dadır. Nif, 9 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa’nın, İsmet Paşa’nın, Fevzi Paşa (Çakmak), yazar Ruşen Eşref Bey’in (Ünaydın), Halide Edip Hanım’ın (Adıvar) “çocuklar gibi şarkılar” söyledikleri gecedir.  

 

O gecenin tanığı, yazar Ruşen Eşref, her okuduğumda beni daima ürperten bir teşbih yapar, “9 Eylül 1922” tarihinde tanık olduğu Nifliler için, “Gölgeler gibi çekingendiler.” der. Bu kısacık cümlede, aslında yüzlerce cümleyle anlatılamayacak kadar derin bir hüzün yine yüzlerce cümleyle ifade edilemeyecek kadar çok acı vardır.

 

“9 Eylül 1922”, günü için yani Millî Mücadele’nin kazanıldığı, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın “Bütün hayatımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır. O gece, ordumuzun İzmir’e girdiği günün burada geçirdiğim gecesidir.” dediği gündü. “Burada” dediği yer Nif yani Kemalpaşa’dır.

 

Peki, “bir Kemalpaşalı”, sıradan bir yurttaş/turist kendisine sorulan “mademki, Atatürk, ‘9 Eylül’ gecesini burada geçirmiş, peki nerede geçirmiş?” sorusuna nasıl ve ne cevap verebilir? Bu durumun bir insana hissettirdiğine yaşadığım için çok iyi biliyorum: Derin bir sessizlik ve iç burkan bir utanma duygusu… Bundan 4-5 sene önce Atatürk’ün 9 Eylül gecesi uyuduğu odayı görmediğini söyleyen bir arkadaşımı heyecanla eski askerlik şubesindeki odaya götürmüştüm. Gösterdim; çıkışta o günden aklımda kalan, uzun bir sessizlikten sonra arkadaşımın bana söylediği “abi keşke beni buraya hiç getirmeseydin” cümlesi oldu. Tarihi oda, o tarihi gecenin anısına tanıklık etmekten uzak bir haldeydi, bakımsızdı ve muhteşem bir anıya tanıklık ettiği ihtişamdan çok uzaktı. Hâlâ içim sızlar, o günü hatırladıkça.

 

Peki “9 Eylül” gününün ve gecesinin hatırasını somut bir canlılıkla yaşatacak “anıtsal” yapının çatısı altında bir müze ya da anı evinin olmaması, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kendi adını taşıyan belde için bir eksiklik değil midir? Kemalpaşa’ya, işgal sırasında çektiği acıları, kurtuluş gününün muhteşem gecesini hatırlatacak ve bu önemli tarihi günü her dem canlı tutacak görkemde bir “9 Eylül Atatürk Anı Evi” yakışmaz mı? Yakışır… Hem de en çok Kemalpaşa’ya yakışır…

 
Etiketler: ATATÜRK,, 9, EYLÜL’DE, KEMALPAŞA’DA, GERÇEKTEN, KALDI, MI?,
Yorumlar
Haber Yazılımı