Haber Detayı
14 Ağustos 2021 - Cumartesi 20:18
 
GEÇİM İTTİFAKI PROGRAMI KEMALPAŞA'DA YAPILDI
Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Birol Aydın “Geçim İttifakı” programı kapsamında Kemalpaşa’yı ziyaret etti. Aydın’a ziyaretinde SP İzmir İl Başkanı Mustafa Erduran ve Kemalpaşa İlçe Başkanı Ramazan Biçen ve partililer eşlik etti.
SİYASET Haberi
GEÇİM İTTİFAKI PROGRAMI KEMALPAŞA'DA YAPILDI

Kemalpaşa İlçe Binasında basın mensupları ile bir toplantı gerçekleştiren Birol Aydın daha sonra Atatürk Anıtında Kemalpaşalılar’a seslendi. Atatürk Anıtındaki programın ardından Birol Aydın ve beraberindeki heyet esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi.

 

“TENCERELERDE DERT DEĞİL, AŞ PİŞSİN İSTİYORUZ”

Atatürk Anıtında düzenlenen basın açıklamasında konuşan SP Kemalpaşa İlçe Başkanı Ramazan Biçen “ülkemizin ve şehrimizin insanımızın dertleri her geçen gün katlanmaktadır. Geçim ittifakı programımız insanımızın adeta sesi haline geldi ve toplumumuzun her kesiminde karşılık buldu. ‘Geçinemiyoruz’ başlığı altında emeğimizin israf edilişi, bankalara borçlandırılmamız, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki adaletsizlik, üretime verilen desteklerin yetersizliği, işsizlik, ağır fatura yükleri, gerekli atamaların esnafımızın kepek kapatması gibi sayacağımız çok konular var. Saadet Partisi olarak tencerelerde dert değil, aş pişsin istiyoruz. İnsanoğluna yakışan ücret istiyoruz. Evine götüreceği ekmeği, çocuğuna alacağı kıyafeti, ay sonu ödeyeceği kirayı ve faturaları kara kara düşünen insanımızı görmezden gelen siyaset anlayışını reddediyoruz. Programımıza katılan herkese teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

 

“KUTUPLAŞAN BİR TÜRKİYE DEĞİL, KUCAKLAŞAN BİR TÜRKİYE İÇİN”

SP İzmir İl Başkanlığı olarak İzmir’in 30 ilçesinde düzenleyecekleri “GEÇİM İTTİFAKI” programının Kemalpaşa ayağını gerçekleştirdiklerini ifade İl Başkanı Mustafa Erduran “ Geçim ittifakı çalışmalarımızdaki ana gayemiz Türkiye'mizde her gün konuşulan ancak gündemi ifade etmeyen halkın gerçek gündemine gerçek dertlerine değinmeyen magazin gündemlerinden halkımızı kurtarıp gerçek gündemle bir araya gelmek için bu çalışmalarımızı ifa etmeye çalışıyoruz. Gerçekte esnafımızın emeklimizin, memurumuzun, çiftçimizin, köylümüzün dolayısıyla seksen bir milyon vatandaşımızın ortak derdi, geçimdir. Herkesin seçim dediği bir ortamda gerçek gündemin, gerçek derdin geçim olduğunu ifade etmek için bugün bu çalışmamızı Kemalpaşa'da icra etmek için bir araya geldik. Yaşadığımız süreç içerisinde Türkiye her zamankinden çok daha farklı bir ortamda siyasi süreci toplumsal hayatı sürdürmekte. Bu süreç kutuplaşmayı, kamplaşmayı, ötekileştirmeyi getirdi. Saadet Partisi olarak şunları söylüyoruz. Kutuplaşan bir Türkiye değil kucaklaşan bir Türkiye için sahte gündemlerle değil milletin gerçek gündeminde buluşabilmek için Saadet Partisi'yle buluşmayı ve geçim ittifak bir araya gelmeyi arzu ediyoruz” dedi.

 

Atatürk Anıtında düzenlenen basın açıklamasında konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Birol Aydın Ülkenin sorunlarının yaygınlaştığını ve derinleştiğini belirterek “Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi geldiğinde Türkiye dünyanın en büyük ekonomileri arasında girecek, adeta uçacaktı. Türkiye prangalarından kurtulacak, vesayet dönemi sona erecek ve artık şahlanma dönemi başlayacaktı.  Kurumsallık yerine lider kültüne, istişare ve liyakat yerine kör sadakate, rasyonel planlamalar yerine hamasetin hakim olduğu bu sistem geldiği günden bugüne ülkemizin ekonomisine ağır bir darbe vurdu. Vatandaşlarımız bu sistemin getirdiği yoksulluğu her geçen gün daha da derinden hissediyorlar.  Türkiye’yi yeni bir çağa hazırlayacağı söylenen sistem her alanda Türkiye’yi geriye götürdü. Adalette, eğitimde, ekonomide, dış politikada, kültürde her alanda bir vasatlık hakim… Sistemin tek kişiye bağlılığı öngörülebilirliği ortadan kaldırıyor. Böyle bir ülkede ne yabancı yatırımcı ne de yerli sermaye servetini tehlikeye atmak istemez. Bugün yaşanan ekonomik krizin en önemli sebebi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir. Bu sistem Türkiye’yi kaldıramıyor, bu sistem Türkiye’ye zarar veriyor.

 

“EKONOMİK KRİZ İNSANLARI NEFES ALAMAZ HALE GETİRDİ”

Konuşmasını sürdüren Aydın “Merkez Bankası'nın verilerine göre, 1 Ocak 2018 tarihinde 3.78 seviyesinde bulunan Dolar kuru, 30 Haziran 2021 tarihi itibarıyla 8.73 seviyesine yükselerek rekor bir yükseliş göstermiştir ayrıca son 10 yılda 450'den fazla yükselmiştir. Aynı dönemde Avrupa para birimi Euro ise, 4.54 seviyesinden 10.39 lira seviyesine yükseldi. Halkımız bir kişinin aldığı kararlardan dolayı bir gecede fakirleşiyor, bir gecede kazandıklarını kaybediyor. Türkiye şahlanacak, adeta uçacaktı. Herkes kıskanacak bizi parmakla gösterecekti. Bugün Türkiye sahip olduğu enflasyon ve faiz oranlarıyla gerçekten de parmakla gösterilen ülkeler arasında. Çünkü Trading Economics’in hazırladığı listeye göre Dünya Enflasyon sıralamasında Türkiye’nin üzerinde sadece yüzde 19.96’lık enflasyon oranıyla Güney Sudan ve yüzde 24.5 ile Etiyopya yer alıyor. Enflasyon bakımından Türkiye’den daha iyi durumda olan ülkeler ise Haiti, Nijerya, Kırgızistan olarak sıralanıyor. Yüksek Faiz sıralamasında da benzer bir durumla karşı karşıyayız. Faiz oranlarında Türkiye şu an da 19’luk faiz oranıyla Kongo, İran ve Haiti’nin ardından 7. Sırada. Türkiye’den daha yüksek faiz oranlarına sahip ülkeler Venezuela, Liberya, Surinam ve Zimbabve gibi ülkeler. OECD ülkeleri arasında en yüksek faiz oranına sahip ülke Türkiye.Kürsülerde televizyonlarda konuşurken Avrupa’nın bizi kıskandığını, Avrupa’nın çatlayacağını söyleyenlerin Türkiye’yi hangi noktaya getirdiği ortada.  Türkiye’deki 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2.851,7 TL, yoksulluk sınırı ise 8.135,9 TL olarak belirlendi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre 14.3 milyon işçi var. Türkiye Avrupa’da en fazla asgari ücretli çalışana sahip ülke.  Türkiye’de asgari ücretle çalışan yaklaşık 7 milyon işçi açlık sınırının altında hayat mücadelesi veriyor. Günlük 119 lira brüt ücret alan asgari ücretlinin günlük yapması gereken toplam harcama tutarı 311 TL. Yıl başından bu yana dolar karşısında yaklaşık 450 lira eriyen asgari ücret, yıllık yüzde 17.53’e ulaşan enflasyona da yenik düştü. Sadece 1 yılda Elektrik 32 Doğalgaz 34 arttı. 2 yılda Ayçiçek yağı 75, yumurta 60, süt 41, tavuk 44, pirinç 40 oranında zamlandı. Bugün pazara giden anne babalar soflarına meyve sebze ya da et alabilmek almak için önce ceplerine sonra çocuklarının gözlerine bakıyorlar!  İktidar ise gözünü vatandaştan çevirmiş, gerçeklik duygusundan sıyrılmış adeta kendi gezegenini oluşturmuş. Halktan kopmuş, halkın geçim derdine kulaklarını tıkamış bir iktidar var. Adaleti tesis etmeyi adalet sarayı yapmaktan, eğitim kalitesini arttırmayı bozkırın ortasına fakülte açmaktan ibaret sanan iktidar ekonomiyi de sözünü dinleyen yöneticilerin olduğu kurumların açıkladığı rakamlara bakarak yolunda gittiğini sanması normal. Ancak TÜİK ve Merkez Bankası’nın açıkladığı rakamların vatandaş nezdinde bir karşılığı yok. Bürokratlar ve çevresindekiler sayın cumhurbaşkanını memnun etmekle, onu gerçeklerden uzak tutmakla meşgulken vatandaş geçim derdiyle meşgul. Milyonlarca insan aldıkları maaşla kıt kanaat geçiniyor. Kiraya, faturalara, biraz da mutfak masraflarına para harcadıktan sonra ay sonunu getiremiyorlar. Sadece anne babalar değil… Gençler, akademisyenler, üreten insanlarımız, sanatçılarımız toplumun her kesiminden insan boğazı sıkılmış adeta bu geçim derdi yüzünden nefes alamaz hale geldi. İnsanımız yalnızca karın tokluğuna günü kurtarmak için çalışıyor. Geçim derdiyle boğuşan, yarınından emin olamayan insanlar bu ülkeye nasıl katma değer sağlayacak, nasıl faydalı olacak? Akademisyen veya sanatçı nasıl üretecek? Gençler nasıl mutlu olacak? Türkiye ekonomik bir darboğazın içerisinde yer alıyor. Sayın Cumhurbaşkanı istediği kadar buzdolabı, televizyon satışlarını 2002 ile karşılaştırsın, Türkiye bugün o dönemi aratmayacak bir ekonomik krizin içerisinde. İstediği kadar kendini bu gerçeklerden saklasın halk geçinemiyor. Türkiye, kendisine dar gelen sistemden kurtulmadıkça, bu sistem kökünden değişmedikçe hiçbir reform ve teşvik paketi bu derde çare olamayacaktır!

 

“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ İÇİN KÖKLÜ BİR EĞİTİM REFORMU ŞART”

Geçtiğimiz günlerde iktidar ortağının önerisiyle üniversite baraj puanları düşürüldü. Her ne kadar pandemiden kaynaklı olarak gençlere yönelik olumlu bir adım gibi dursa da bu uygulama Türkiye’nin eğitim sisteminin ne kadar işlemez olduğunu gösterdi.

İktidar her ne kadar kaç tane üniversite açtıklarıyla övünse de istihdamdaki rakamlar, akademideki göstergeler ve ülkede her alandaki liyakatsizlik bunun tek başına bir şey ifade etmediği açıktır. Bugün üniversitelerin büyük bir bölümü işsizliği 4 yıl ötelemekten başka bir fonksiyona sahip olmayan, içinde bulunduğu şehrin ekonomik çarkına katkı sunmaktan başka bir fonksiyonu olmayan kurumlar.

Yalnızca üniversiteler ve meslek yüksekokulları değil ilköğretim ve ortaöğretimde de niceliğe odaklanan eğitim anlayışı nedeniyle eğitim sistemimiz adeta alarm veriyor. Geleceğin gerekliliklerinden uzak, yetkinlik kazandırmayan, yalnızca eskinin ihtiyaçlarına cevap veren eğitim sistemimizin köklü daha çarpıcı bir ifadeyle “radikal” bir değişime ihtiyacı var.

Dünya Ekonomik Forumu İşin Geleceği Raporuna göre bugün ilkokula başlayan çocukların 65’i çalışma hayatına girdikleri zaman günümüzde adı bile olmayan mesleklerde çalışacak. Bugün var olan mesleklerin 40’ı otomasyon teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte giderek yok olacak.

Ezberi değil analitik düşünmeyi, tek bir alanda uzmanlaşmayı değil disiplinlerarası yaklaşımı esas alan bu yeni çalışma hayatında çalışacak gençleri ve çocukları mevcut eğitim sistemiyle mi geleceğe hazırlayacağız?

Türkiye’nin kalkınması ve ilerlemesi inşaatlar ve kanallarla değil gençlerimizle ve çocuklarımızla mümkündür. En büyük yatırımı eğitim sistemine yapmamız elzemdir.

Biz Türkiye’nin kalkınmasının eğitimden başlayacağını düşünüyor ve en büyük yeniliklerin ve yatırımların eğitime yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Üretime dönük olmayan bütün projelerin iptal edilmesi ve kaynaklarının önemli bir bölümünün eğitime ayrılması gerekir.

Ülkemizin kalkınmasında en büyük rollerden birinin mesleki eğitimden geçtiğine inanıyoruz. Bu nedenle mesleki eğitimin önünü açacak ve gençlerimizi “diplomalı işsizler” değil “kalifiye zanaatkarlar” olarak yetiştirecek bir eğitim modeli inşa edilmelidir. Biz Saadet Partisi olarak geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek bir eğitim modeli inşa edeceğiz.

Öncelikle zorunlu eğitime son verecek onun yerine kademeli eğitime geçeceğiz.

İnşallah ilk seçimlerde Saadet Partimiz Türkiye’nin yönetiminde yetkilenecek ve özgürlüğün, adaletin, ahlakın, doğru yatırımın, sürekli üretimin, yaygın kalkınmanın, adil paylaşımın ve birlikte yaşama bilincinin nasıl mümkün olduğunu gösterecek” diye konuştu.

Kaynak: (KA) - Kemalpaşa Aktüel - Filiz Eroğlu Editör: Filiz Eroğlu
Etiketler: GEÇİM, İTTİFAKI, PROGRAMI, KEMALPAŞA'DA, YAPILDI,
Yorumlar
Haber Yazılımı