Yazı Detayı
23 Mayıs 2020 - Cumartesi 13:49
 
NİF ADI NEREDEN GELİYOR
Rahim SAĞ
rahimsag@kemalpasaaktuel.com
 
 
Tarihte en çok anıldığı ve en bilindiği biçimiyle “Nif” olan bugünkü Kemalpaşa kentsel yerleşimin adı değişik dönemlerde ve değişik kaynaklarda “Nymphaion”, “Nimfayo”, “Nimfeon”, “Nimfeo”, “Nimfio”, “Nymphis”, “Nymphe”, Nifi”, “Nimfi”, “ “Nemfiyo”, “Nymphio”, “Nymphaeum” ve Osmanlı döneminde ise, 1923 yılına kadar değiştirilmeden önceki resmî adı olarak da daha çok Türk yerleşiklerince söylendiği gibi “Nif” şeklinde geçmektedir. “Nif” adının kökeni ve anlamı üzerinde farklı değerlendirmeler ve farklı akademik görüşler vardır. Nif adının anlamı hakkında en yaygın kanı “Nif” adının, Yunanca “gelin” anlamına geldiğine ilişkin olanıdır ki Ali Naili Erdem, çağdaşı ve sonraki dönemde yaşamış pek çok Kemalpaşalı’nın da inandığı ve kabul ettiği biçimiyle, “Nif, benim doğduğum ilçenin eski adıdır.” dedikten sonra “‘gelin’ anlamına geliyor.” diye yaygın bir kanaati dile getirir anılarında.
 
“Nif” adı, Prof.Dr. Engin Berber’e göre, “Nimfeon” sözcüğünden türemiş, daha sonra “Nimfi” ve nihayet “Nifi”ye dönüşen “gelin” manasında bir isimdir. Engin Berber, “bahar aylarında çiçek açan kiraz ve meyve ağaçları doğayı pembe-beyaz renklerle donattığında, tepeler ve yamaçları gelinlik giymiş gibi olduklarından, kazaya bu isim verilmiştir.” demektedir. Öte yandan bu konuda “rivayetlere göre bahar aylarında kiraz ve meyve ağaçlarının çiçek açması ile Kemalpaşa (Nif) ovası pembe ve beyaz bir örtüye bürünür. Yüksek tepelerden bakıldığında gelinlik giymiş bir dağ görünümünde olması nedeniyle bu dağa Nif Dağı, yerleşim yerine de Nif denilmiştir.” değerlendirmesi “Nif” adının bu anlamdaki kullanımı için dikkate alınabilir niteliktedir. 
 
“Nymphaion” ise bilindiği üzere “anıtsal çeşme binası” yani şadırvan anlamına gelen bir addır. Nif’in su yönüyle zengin bir bölge olması, verimli su yolları üzerine anıtsal çeşmelerin yapılması ve bu anıtsal yapıların kentin mimarî görünüşüne baskın etkisi itibarıyla ve bu çeşmelerinin dışarıdan bile dikkat çekecek kadar çok sayıda olması nedeniyle de bu adla anıldığı pekâlâ düşünülebilir. “Adını zengin pınarları nedeniyle su perilerinden (Nymphe) alan Nif” adı da, anlamı da yine su ile bağlantılıdır. Nitekim Nikau Karara 1968 yılında Atina’da yayınlanan ΤΟ ΝΥΜΦΑΙΟ (ΝΥΦΙΟ) ΕΝΑ ΧΩΡΙΟ ΜΕ ΒΥΖΑΝΤΙΝΗ ΑΙΓΛΗ ΣΤΗΝ ΠΕΡΙΟΧΗ ΤΗΣ ΣΜΥΡΝΗΣ/ Nimfaion (Gelin) -İzmir Bölgesinde Bir Bizans Köyü başlıklı kitabında 1922 yılından önce kasabada mevcut bulunan 23 anıtsal çeşmenin varlığından, bu tür çeşmelerin çokluğunu özellikle vurgulayarak ve bu çeşmelerin bir kısmının özel adıyla anılacak kadar bilinirliğinden söz etmektedir.
 
İzmir ve çevresi açısından son dönemde yayınlanan en önemli kaynak kabul edilen İzmir Kent Ansiklopedisi’nde yer alan “Kemalpaşa” maddesinde ise “Nif” kelimesinin anlamı için “bu adını su perilerinden alır.” bilgisinin yanı sıra “İlkçağ’da anıtsal çeşmelere de bu nedenle Nympaion denmektedir. Bu sözcüğün ‘Başı örtülü’ ya da ‘Gelin’ anlamına geldiği söylemi de vardır.(…) Nif adı Yunanca Nympheon sözcüğünden türer. Daha sonra Nimphi, Nimfi ve son olarak da Nifi’ye dönüşür. Bu isim gelin manasına gelir. Kemalpaşa olarak adı değiştirilmeden önce Rumların yazarken Nimfeo, konuşurken Nifio olarak kullandıkları ismi Türkler Nif olarak kullanır.” bilgisine yer verilmektedir.
 
“Nif” adının, yerel halkın da benimsediği ve kabul ettiği biçimiyle, “gelin” anlamında olduğu düşüncesi yaygındır. Bu adlandırma, ister istemez Yunan mitolojisindeki “Nympha”ları akla getirmektedir. “Aslında başı örtülü, yani gelin anlamına gelen nympha kırlarda, sularda, ormanlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkların dişi olanlarına verilen addır. Homeros’a göre nympha’lar Zeus’un kızlarıdır. Olympos’ta toplantıya çağrılınca tanrılar, nympha’lar gelir katılırlar. (…) Nympha’lar ikinci derecede önemli tanrıçalar sayılmakla birlikte, doğa ve insanlar üstüne etkili ve güçlü bilinirler, bu yüzden de büyük tanrıçalar gibi ‘yüce’ ve ‘ulu’ sıfatlarıyla anılırlar. Doğadaki yerlerine göre adları değişir.” Yunan mitolojisine göre dişilik, gelin ve güzellik, iç içe geçmiş vaziyette Nympha’larda görülen ortak özellikler olarak çıkar karşımıza.
 
Nif adının, -mitolojik kökenli de olsa- anlamına ilişkin bir diğer yaklaşım Nifli bir Rum olan Baburakis’in “Türkler de bu hikayeye (anlatıya) inanıyorlardı.” diye zikrettiği ve Kız Kulesi olarak adlandırılan sarayın yapılışına ilişkin aktardığı bir efsaneye dayalı yaklaşımıdır. Baburakis: “Kasabanın girişinde sol tarafta, hakim konumda bulunan bir saray vardır. Burası etrafından pınarların fışkırdığı, bizim Kulas dediğimiz rüya gibi bir yerdi. Dedelerimizden duyduğumuza göre, bu sarayı İyonya Prensi ile nişanlanmış olan Sard Prensesi yaptırmıştı… Evlenmek üzere düğün alayıyla birlikte İyonya’ya doğru hareket eden prensese, sarayın bulunduğu yere geldiğinde (nişanlısı olan) prensin öldüğü haberi ulaşmış, bunun üzerine prenses, hiçbir yere kımıldamayacağını söyleyerek, babasından buraya maiyetiyle birlikte yaşayacağı bir saray yaptırmasını rica etmişti. Nif’e adını veren işte bu gelindir.” diyerekNif adının “gelin” anlamına geldiğini söylemekte ve bunu yukarıdaki efsaneye dayandırmaktadır. 
 
Günümüzde de Kız Kulesi olarak adlandırılan Laskaris Sarayı’nın, milattan sonra 13. yüzyılda inşa edildiği göz önüne alınırsa, bu sarayın yapılış tarihinden yaklaşık bin beş yüz yıl önce kurulmuş olan bir yerleşim yerine “gelin” anlamına gelen “Nif” adının verildiğini düşünmek, olsa olsa bu anlatının, efsane çerçevesinde kabul edilebileceği derecede gerçektir. Ancak bu konuda vurgulanması gereken asıl nokta “Nif” adının tarihsel ve etimolojik kökeninin ne olduğu gerçekliği bir yana, bölgeyi yüzyıllarca kendilerine yurt bilmiş Müslüman Türkler ve Ortodoks Rumlar’ın bu konuda aynı inanışa sahip olmaları ve Nif’i her iki tarafın da ağız birliği etmişçesine “gelin” anlamında tanımlamalarıdır. Nitekim Sabri Sürgevil, Kemalpaşa üzerine yazdığı kitabında “Nif” adının “su perisi anlamına gelen (Nympha) ve gelin anlamına gelen (Nig)’den alındığına ilişkin görüşler bulunmaktadır.” değerlendirmesini aktarmaktadır.
 
Nif adının etimolojik kökenine ilişkin “su perileri” anlamına gelen “Nympaeion” ya da  “peri pınarı” olarak “Nymphaion” biçiminde yazılabilen tanımına SevanNişanyan’ın çalışmasındagörüyoruz. Bu sözcüklerden yola çıkarak, anlamı daha da somutlaştırmak adına, günümüz Türkçesi’nde “hayrat” ya da “sebil” denilen ve kamunun kullanımına vakfedilmiş, ortak kullanıma özgü yapılar anlamını kastederek kullandığımız ancak anlam daralmasına uğrayarak sadece çeşmelerin anlaşıldığı, Yunanca  “Nympaeion”lar akla gelmektedir. Bilindiği üzere “Roma’da insanların su gereksinmeleri ‘nympheion’ adı verilen güzel görünümlü, görkemli çeşmelerden sağlanmıştır. Su perisi anlamına gelen nympheion su ile ilgili inancın su yapısıyla birleştiği noktada adını verdiği mimari yapıdır.” Bilge Umar da Nif’in, “İlkçağdaki adı Nympaeion’dur. ‘Su perileri’ anlamına gelen bu isim, Kemalpaşa (Nif) dağının sıcak ve kurak yaz aylarında bile akımı devam eden pınarları, zengin bitki örtüsü ile ilgili olmalıdır.” görüşüne yer vermektedir.
 

Bilge Umar, “Lydia” adlı kitabında yukarıda belirtilen bilgileri destekleyici mahiyette ve somutlayıcı bir yaklaşımla ele alarak “Nymphaeion, Hellen dilinde, nympha/nymphe’ler (kır perileri) yeri demektir. Çağdaş kasabanın doğu bitişiğinde, kasaba ile dağ (Nif Dağı) arasında yer alan, ortasından bir derenin aktığı, çevresi koruluk, şirin vâdiye gidiniz, bu adın nereden geldiğini anlarsınız.” değerlendirmesini yapar. Umar tarafından gitmemizin söylendiği yani sözü edilen alan, Nif Ovası’ndan Turgutlu yönüne uzanan geniş bir ovadır. Bu alan, Nif Çayı’nın neredeyse, özellikle yaz aylarında, kurumaya yüz tutmasına rağmen, toprağın sahip olduğu su zenginliğinden olsa gerek, bahar aylarında inanılmaz güzellikte bir manzaraya sahip çiçeklerin açtığı doğal bir güzelliğin göz alabildiğince uzandığı bir yerdir.

Şu halde “Nif” adına ilişkin “gelin/peri” ve “su/çeşme” tenasübünün (uyumluluğunun) varlığının, yaygın ve kabul edilmiş bir ortak yargı olduğu söylenebilir. Yerleşimin hâlen bulunduğu alana bakıldığında da, mevcut coğrafyanın XIV. yüzyıldan günümüze değin “bitkilerini sulayan bol yağmurlu bulutlar buradan geçtikten sonra o vadilere inerler.” diye yazan Şihabeddin El-Ömerî’den, Evliya Çelebi’ye, XIX. yüzyılda Nif’e gelen ve gözlemlerini yazan, gezgin Charles Texier’e kadar süregelen anlatımlarda “su” ve “su”ya bağlı olarak “çeşme” kavramının çok sıklıkla vurgulandığı özellikle dikkati çeker.

“Nif” adının “gelin” ya da “su pınarı/çeşme” anlamına geldiğine ilişkin farklı bir görüş ve itiraz “Nif’ adının, “Nymphaeion’dan bozma olduğunu sanmıyorum.” şeklinde bir yaklaşımla, yine Bilge Umar’dan gelir. Bilge Umar, “Türkiye'deki Tarihsel Adlar” adlı yetkin eserinde “Nif” adının kökeni ve anlamı üzerine farklı bir değerlendirmede bulunur: “Kanımca Nif adının kökeni Anadolulu’dur ve Nymphaeion, o Anadolulu ad dolayısıyle, Hellenleşme döneminde türemiş başka bir addır. Anadolulu adın “Kar” anlamında, Niuwa/Niwa gibi bir şey olduğunu ve destan kişisi, bu yörenin yerlisi Niobe’nin adının dahi gerçekte bundan türediğini sanıyorum. Benzer bir sözcük, eski Hellen dilinde, “Kar” anlamında Nipha biçimiyle bulunduğu gibi; göreceğimiz üzere, İran’daki Nihavend kentinin adı, öz biçiminde, Niphawanda (Niphawanda, Karlı) idi.”

“Gerçek Niobe (aslında herhalde Niuwa/Niwa), Nif Dağı’ndan başkası değildi kanısındayım. Bu dağ, içbükey yanı doğuya dönük bir hilâl biçiminde Manisa Dağı (Sipylos), Yamanlar Dağı (Amanara), Nif Dağı (Hellenleşme çağında: Olympos, (Nymphaeion) blokunun güney doğuya uzanmış ucunu oluşturur ve -dikkat edelim!- İzmir yöresinin, yıl boyunca doruğu yakınlarında en uzun süreyle (birkaç ay) kar tutan dağı, hatta uzunca süre kar tutan tek dağıdır. Eteğindeki Nif/Kemalpaşa kentçiğinin geç ilkçağdaki ve sonrasındaki adı Nymphaeion dahi; tıpkı İla (=”Boğaz, Geçit” anlamındaki Luwi dili sözcüğü) gibi Anadolulu adlara Hellenlerce, kendi dillerinde “-yeri” anlamına gelen –ion takısı vb. takılar ya da kendi dillerinden sözcükler eklenerek, İlion vb. adların oluşturulması gibi, ilk aşamada Niwa-ion, Nipha-ion, “Kar-yeri” edilmiş bir adın daha da çarpıtılmış biçimi idi kanısındayım. Böyle bir değişikliği, oradaki şirin vâdide koruluk arasında akan, gerçekten de Nymphaeion (Nymphe/Kırperisi Yeri) olmağa lâyık derenin yâni Nif Çayı başlangıç bölümünün varlığı, kolaylaştırmış olsa gerek.”

Bilge Umar, “Lydia” adlı kitabında “Nif” adının anlamına ilişkin daha detaylı ve Anadolu’daki yer adlarının anlamlandırılışına ilişkin genelleyici bir yaklaşım ortaya koyar. Umar, “Anadolu’da, devlet ve kilise belgelerinde hep Hellen dilinde veya Hellenleştirilmiş bir adla anılan nice kent, kasaba, kendi halkı tarafından binyıllar boyunca eski yerli adıyla anılmıştır ve Türkler de bu adı, yöreye geldikleri zaman yerli halkın söylediği biçimiyle benimseyip kullanmıştır.” şeklinde, yer adlarının anlamdırılışına ilişkin genel kanıyı ortaya koyar ve bunu, verdiği İzmir’deki Pergama/Bergama, İran’daki Niphawanda/Nihavend örnekleriyle açıklama yoluna gider.

Bilge Umar, yukarıda ortaya koyduğu genelleyici yaklaşımın “Nif” yerleşiminin adlandırılması ve bu adın anlamlandırılması konusunda “Türklerce (buna bakılırsa,  Rumlaşmış yerli halkça da) Nif diye söylenegelmiş adının kökeni konusunda, bu adın kökeninin Luwi dili olması ihtimalini göz önüne seriyor.” biçimindeki yukarıda belirtilen düşüncelerine paralel görüşünü dile getirir. Bu çerçevede, Umar’a göre “Nif” adının kökenini oluşturan aslında “Niwa” kelimesidir: “Niwa’nın aslında ‘kar’ anlamına geldiğini güvenle söyleyebiliriz. Aynı sözcük, eski Hellen dilinde, o anlamda, nipha biçimiyle bulunduğu gibi, İran’daki Nihavend kentinin, Luwi diline çok yakın hısım eski İran dilinden gelme adı, öz biçiminde Niphawanda (nipha-wanda, karlı) idi.”

“Gerçek Niwa, hâlâ Nif Dağı diye anılan, İzmir’in doğu yanıbaşındaki, eteğinde Kemalpaşa kasabasının bulunduğu yüce dağdan başkası değildi sanırım. (…) İzmir yöresinin, yıl boyunca doruğu yakınlarında en uzun süreyle (ortalama iki-üç ay) kar tutan dağıdır. Sonuç olarak, gerek Nioba/Niobe adının gerek Nymphaion, Nif adlarının, Luwi dilinde ‘kar’ anlamına gelen niwa ile bağlantılı bulunması olasılığı vardır.” Bu çerçevede, bir yerleşim birimine ad verilirken en ilkel refleks olarak, o yerin benzer ve yakın bölgelerinden açıkça farklı yönlerinin ve özelliklerinin göz önüne alınması durumu yaygın olarak görülür. İzmir gibi, Akdeniz ikliminin aşırı sıcaklığını neredeyse yıl boyu yaşayan bir bölgede, iki-üç ay da olsa dorukları kardan arınmayan bir dağa “karlı” ve o dağa ait yerleşim birimine bu nedenle “karlı-yer” anlamına gelen bir adı vermek tarihsel ve coğrafî gerçekliğe aykırı bir durum değildir. 

 
Etiketler: NİF, ADI, NEREDEN, GELİYOR,
Yorumlar
Haber Yazılımı