Yazı Detayı
29 Eylül 2020 - Salı 11:25
 
MUSTAFA KEMAL VE ARMUTLU
Rahim SAĞ
rahimsag@kemalpasaaktuel.com
 
 

“Müsaade edin sonra geleceğim”

 

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın,“Bütün hayatımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır. O gece ordumuzun İzmir’e girdiği günün burada geçirdiğim gecesidir. O vakit buradan geçerken bu muhterem halkın gördüğü zulm ve teaddiye rağmen resmimi koyunlarından çıkararak beni tanıdıklarını ve otomobilime atılarak kucakladıklarını unutamam” dediği 9 Eylül 1922’de. Kemalpaşa ve Armutlu büyük tarihi olaylara tanıklık etmiştir.

 

Mustafa Kemal Paşa, “Reis-i Cumhur” yani Cumhurbaşkanı olduğu yıllarda, milletinin nabzını tutmak, kendini onların yanında hissetmek ve hatta onların da gerçekten kendi yanında olduğunu hissetmek için sık sık yurt gezilerine çıkar. Bu gezileri sırasında en çok gittiği ya da uğradığı yerlerden biri hiç şüphesiz İzmir’dir. Çünkü İzmir, Mustafa Kemal’in hayatında önemli bir yere sahiptir.  Mustafa Kemal, “Reis-i Cumhur” olmadan önce farklı zamanlarda, farklı unvanlarda ve farklı durumlarda İzmir’e birçok kez gelmiş, gelmek zorunda kalmış ya da uğramıştır. İlk kez Şubat 1905’te henüz bir Kurmay Yüzbaşı olarak Suriye’deki 5. Ordu Karargâhı’na tayin edildikten sonra, görev yeri Şam’a giderken İzmir’e uğramıştır. Yine Eylül 1907’de Şam’daki görevinden Selanik’e dönüşü sırasında, İzmir’e -tek ulaşım İzmir üzerinden olduğu için-  uğramıştır. 1911 yılındaki İzmir’e gelişi, görevli olarak atandığı Trablusgarp Savaşı’na katılmak için çıktığı önemli yolculukta bindiği vapurun Urla karantinasına uğramasıyla, mecburi ikamet biçiminde olmuştur. 9 Eylül-22 Eylül 1913 tarihinde İzmir’e gelişi, sağlık nedeniyledir ve Selanik’e “tebdîl-i hevâ” yani hava deişimi için giderken birkaç gün İzmir’de kalması ya da o günün ulaşım imkânları göz önüne alınırsa on üç gün ikâmet mecburiyeti biçiminde gerçekleşmiştir. 

 

Mustafa Kemal’in 1913’ten 9 yıl sonra, yine bir 9 Eylül günü, 1922’de, İzmir’e ve Nif’e gelişi, elbette kehanet addedilmeyecek bir tevafûktur. Ancak bu gelişi, İzmir ziyaretlerinin şüphesiz ki en manidâr olanıdır. Aynı zamanda milletine kendi özgürlüğünü getiren bir ziyaretçi konumundadır Mustafa Kemal.

 

Mustafa Kemal, yıllar önce tozlu yollarından piyade birlikleri ile toz toprak arasında 9 Eylül 1922’de geçtiği Armutlu’ya, 30 Ocak 1931 günü, artık bir “Reis-i Cumhur” olarak, 9 yıl sonra, yeniden gelir. Armutlu’ya bu gelişi bir anlamda Armutlu’dan geçerken verdiği sözü tutma adınadır. Şöyle ki bu ziyaret, Mustafa Kemal’in Armutlu’ya, ikinci gelişidir.

 

Bağyurdu’ndan Mehmet Rahmi Ergun’un (d.1914) anlatımından çıkarılabildiği şekliyle de, Armutlulular’a, tüm bölge adına verdiği bir sözün gereğidir: “Rahmetli dayı anlatırdı bizim; O zaman başkumandan kim, ne biliriz biz. Çarşıda bir amca vardı bizim, toplandık dedi. Bütün köylüler toplandı ‘Başkumandan geliyor, Başkumandan geliyor’ diye. Rahmetli Atatürk, Kâzım Karabekir Paşa, Mareşal Çakmak, galiba İnönü var mıydı, yok muydu bilmiyom, dört kişiymiş onlar. Şimdi halk dedi, burda çarşının önünde açık araba dedi. ‘Sayın Başkumandan, bi kahvemizi iç.’ Biz değiliz demişler, arkadan geliyo Başkumandan, onu çevirin’… Ören’e gidiyo, Ören’de de diyorlar ‘sayın Başkumandan bi çayımızı kahvemizi.’ Geriden geliyor diyolar. Armutlu’ya geliyor. Armutlu’da bi din adamı vardı, Eskicioğlu derler, şimdi oğlu vardır, Çamlık’ın karşısında, Fikret. Onun babası, tam geliyo, gelirken, bizim Mehmet Amca vardı Armutlu’da, atladı önüne dedi, şöyle etti dedi. Elini uzattı dedi, yani arabaya ‘Dur’ dedi. Çok âlimdi, babam an bi okuma o da. Bağırdı dedi, ‘Eey Türkiye orduları Başkumandanı Mustafa Kemal! Alçak düşmanın çiğnemiş olduğu mukaddes toprağa mübarek ayağın ayak bassın. Armutlu halkı sizi bekliyor’ dedi. Biz değiliz, arkadan geliyor deyince dedi, cebinden fotoğrafı çıkardı, ‘Bu siz değil misiniz?’ O zaman gülümsedi dedi, İzmir’e yetişmemiz lazım, müsaade edin sonra gelicem dedi.”

 

Armutlu’da 1911’de doğan Mehmet Baloğlu da o tarihî anı yaşayanlardan biridir. Mehmet Baloğlu o gün Mustafa Kemal’in Armutlu’da kendilerine tekrar gelme sözü verdiğini, “Onu gördüğüm zaman yanaştık biz, oradan görüyorum ben. Ben dedi, söz veriyorum köyünüzü ziyaret edicem dedi, hatırınızı sorucam, velhasılı ondan sonra görülecek çok işlerimiz var, bak ordu gidiyor dedi, bir nevi özür diledi.” diyerek anlatır.

 

9 Eylül 1922 günü yaşanan o tarihî anın tanıklarından olan 1911 Armutlu doğumlu Mehmet Baloğlu, Mustafa Kemal’i tanıyan ve cebinden resmini çıkaran Eskicioğlu Mehmet’in Mustafa Kemal ile karşılaşmasına ilişkin, aralarında geçen:  “Paşam dedi. Seni biz dedi hasretle dedi her an Paşa dedi. Sarıklıydı o… Onu gördüğüm zaman yanaştık biz, oradan görüyorum ben. Ben dedi, söz veriyorum köyünüzü ziyaret edicem dedi, hatırınızı sorucam” şeklindeki diyaloğunu nakleder. 

 

“Reis-i Cumhur” Mustafa Kemal, 25 Ocak 1931 tarihinde Bakanlar Kurulu’yla 1931 yılı bütçesine ilişkin yaptığı toplantısından sonra akşam saatlerinde trenle Ankara’dan İzmir’e hareket eder. Trenle Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar’a gelir. Afyonkarahisar’da trene Mustafa Kemal’in kadim silah arkadaşı ve kadim dostu Fahrettin Altay Paşa katılır. Mustafa Kemal, Afyonkarahisar’dan sonra gittiği Uşak’ta, yeni kurulmuş olan Uşak Şeker Fabrikası’nı ziyaretinden sonra, saat 19.00’da yine trenle, Uşak’tan İzmir’e hareket eder, 27 Ocak’ta İzmir’e ulaşılır. Ahmet Gürel’in yazdıklarına göre bu ziyaret, “27 Ocak–4 Şubat 1931 tarihleri arasında gerçekleşen Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın İzmir ziyareti, onun on ikinci kez İzmir’e gelişidir.” 

 

İzmir’deki iki gün istirahatten sonra 29 Ocak günü İzmir Vilâyet Konağı’nı, sonrasında Müstahkem Mevki Komutanlığı’nı ve Cumhuriyet Halk Partisi Merkezi’ni ziyaret eder ve burada partililere içinde “vatandaşlara, kamuoyuna daima gerçeği söylemek vazifemiz olsun” vurgusunu yaptığı bir konuşma yapar.

 

Akşam Gazetesi’nin haberine göre Mustafa Kemal, 29 Ocak günü “öğle üzeri bir otomobil gezisi yapmışlardır. Öğleden sonra kışlada Mevkiî Müstahkem Kumandanlığı’nı ziyaret etmiştir. Hükümet meydanında otomobiline binerken, önüne bir ihtiyar çıkarak arzuhal vermiş, bir dairede işini yapmadıklarını söylemiştir. Gazi istidayı eline alıp yaverine vermiş, bu işe bakacağını söylemiştir. Halk, Gazi’yi çok alkışlamıştır. Gazi 16’da belediyeye gidip imar haritası hakkında verilen izahatı dinlemiş, çıkarken belediye reisine: ‘Her vakit olduğu gibi, bu defa da İzmir halkının hakkımda gösterdiği muhabbete teşekkür ederim. Bu hissiyatımı münasip vasıtalarla İzmir halkına tebliğ ediniz’ demiştir.”

 

Mustafa Kemal, 30 Ocak 1931 günü İzmir’den hareket ederek Kemalpaşa üzerinden Armutlu’ya gelir. Mustafa Kemal’in Armutlu ziyareti üzerine bir tebliğ sunan Hasan Mert’in belirttiğine göre: “Kemalpaşa’da ilk olarak belediyeyi ziyaret eden Gazi Mustafa Kemal burada ilçenin sorunları üzerine bilgi aldı …Kemalpaşa’dan Armutlu köyüne geçen Mustafa Kemal Paşa, burada özellikle çiftçilerle bir araya gelerek onların sorunları üzerine bilgi aldı ve dertlerini dinledi. Akşam üzeri tekrar İzmir’e döndü.” demektedir. Mustafa Kemal’in, 30 Ocak 1931’de yaptığı Armutlu ziyareti böyle gerçekleşmiştir. Oysa Yeni Asır’ın haberine göre Mustafa Kemal’in Armutlu ile birlikte Parsa’yı da ziyaret ettiğini öğreniyoruz. Gazetenin “Armutlu Ziyareti” başlığı ile verdiği haberde “Reisicumhur hazretleri Kemalpaşa’dan evvel Armutlu köyünü ve Parsa’yı da şereflendirdiler. Köylüler büyük reisin yolu üzerinde heyecanlı tezahüratta bulundular. Gazi Armutlu’da da belediyeyi ve Halk Fırkası ocağını ziyaret etmişlerdir. Bu şirin köyün münevver evlatları ile görüştüler. Bu samimi hasbihallerde köylülerin ihtiyaçlarını tetkik buyurdular. Aynı sevinçli tezahürat arasında İzmir’e avdet buyurdular” ifadeleri yer almaktadır. 

 

Anadolu Gazetesi’nin haberine göre ise “Gazimiz Cuma günü refakatlerinde mutat zevat ve İzmir Meb’usu Vâsıf Bey olduğu halde otomobillerle Kemalpaşa kazasına ve oradan da Armutlu köyüne teşrif buyurmuşlardır. Gerek Kemalpaşa’da ve gerekse İzmir vilâyetinde en güzel köylerden birisi olan Armutlu’da halkla temas ederek bu mıntıkada umumiyetle bulunan bağların mahsul vaziyetini köylüden ve bağcılardan sormuşlardır. Gazi Hazretleri Kemalpaşa’dan sonra Armutlu köyüne uğramışlar, orada da müstahsillerin vaziyeti etrafında tetkikatta bulunduktan sonra İzmir’e avdet buyurmuşlardır.” 

 

1 Şubat 1931 tarihli Yeni Asır Gazetesi’nde “Kemalpaşa Çiftçi Cemil” imzalı ve “Çiftçilerin Sıkıntısı/Kemalpaşa Çiftçileri Yardım Bekliyor” başlıklı yazıda “930 senesinde ilkbahar donları ve geçen seneki arızadan dolayı bağların zayıf düşmesi hasılat miktarında yine büyük bir tenezzülü mucip olmuştur” denilmekte ve son yıllarda Kemalpaşalı çiftçilerin büyük zararlara uğradığı belirtilerek “rehberlik ve irşat vazifesini deruhte eden ziraat daire ve odalar teşkilatının takviye” edilmesini “menafii umumiye namına rica” eden bir köşe yazısı yer almaktadır. Nitekim çok değil; kısa bir süre önce de, 5 Mart 1927 tarihli, TBMM’de kabul edilen “Buca ve Kemalpaşa havalisindeki emvali metruke bağlarından dolu sebebiyle hasara uğrayanlara aid bedeli icar bakiyesinin affı hakkında kanun” çıkarılmış ve Kemalpaşalı çiftçilerin borçları dolu nedeniyle uğradıkları zarardan dolayı affedilmiştir. Anlaşılıyor ki Kemalpaşalı çiftçiler için 1920’li yılların sonları ve 1930’un ilk yılları büyük felaketlerden dolayı oldukça sıkıntılı geçmiştir.

 

Bu ziyaret; Reis-i Cumhur, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın  “Bütün hayatımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır. O gece, ordumuzun İzmir’e girdiği günün burada geçirdiğim gecesidir.” diyerek hayatının önemli bir kesişme anına tanıklık ettiğini söylediği ve kendi adını taşıyan Kemalpaşa’yı ne yazık ki son ziyaretidir.

 

Armutlu’da O Gün Neler Yaşandı?

 

 

Ruşen Eşref Bey (Ünaydın) Armutlu’da yaşadıkları bu tarihi olayı şöyle anlatır: “İzmir’e doğru yürürken Armutlu köyünden geçiyorduk. Köylüler askerlerimizin girişini seyrediyorlar, onlara kırık destilerle su taşıyorlar, yürekten minnetlerini anlatmak ihtiyacıyla paralanıyorlardı. Evleri yanmış ve dünyada üstlerindeki don gömleklerinden başka bir şeyleri kalmamış insanların ikram etme arzusuyla nasıl çırpındıklarını görseydi(niz).

 

Tam yanlarına vardığımız sırada, bir nakliye kolu geçmemize engel oldu. Yol tıkandığından otomobilimiz durdu. Atatürk sigarasını yakarken gözündeki güneş gözlüğünü kaldırmıştı. O sırada otomobilin yakınına sokulan sakallı bir ihtiyar, koynundan muşamba rengini almış buruşuk bir kağıt çıkardı. Önce kağıdı, sonra dikkatle Atatürk’ü süzdü. Yine kağıda, yine Atatürk’e baktı. Bu hareketi üçüncü defa tekrarladıktan sonra, şimdi hatırladıkça tüylerimi ürperten bir sesle, O’nun yüzüne karşı:

 

“Bu sensin !” diye adeta haykırdı. Ve arkasını dönerek, köylülere heyecan ile bağırdı:
“Mustafa Kemal… Ey ahali, koşun koşun gelin, bu O’dur… Mustafa Kemal bu… Kemalimiz geldi.”

Bu feryadı duyanların nasıl bir birine karıştığını tasavvur edemezsiniz.
 

Biz bütün gayretimize rağmen onların bir birini çiğneyerek otomobile dolmalarına engel olamadık. Çünkü bu köylüler, bilincin dışına taşmış bir sevgiden kuvvet alıyorlardı. Başkomutanın yüzünü, ellerini öpüyorlar(dı).

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın otomobilinin önünü keserek cebinde 7 yıl taşıdığı, bir gazeteden kesilmiş resmini koynundan çıkararak tanıyan kişi Armutlu’nun önde gelen şahsiyetlerinden Eskicioğlu Mehmet Kemallettin Efendi’dir.

 

 
Etiketler: MUSTAFA, KEMAL, VE, ARMUTLU,
Yorumlar
Haber Yazılımı