Yazı Detayı
28 Temmuz 2020 - Salı 10:33
 
KORONA GÜNLERİNDE AŞK
Av. Özlem KANAY BALYELİ
 
 

Kocaman yeşil gözlerinle, kapıda durmuş bana öylece bakarken, senin ne hissettiğini bilmek zor. 

 

Oysa ben ne hissettiğimden o kadar eminim ki. Tüm ruhumla senle aynı havayı solumaktan ve o nefesin aşk olup hücrelerime varana dek içimi ısıtmasından tarifsiz mutluyum. Kim derdi ki; Senden iki üç ay öncesine dek nefret ederken, şimdi seni görmediğim bir güne tahammülüm yok. Kim derdi ki; Yıllarca korkup kaçtığım şey, beni fark etmeden yakalayacak, kendimle yüzleştirecek ve bir çift yeşil göze Leyla edecek. 

 

Ocak ayı ortalarıydı. Kışın yiyecek bulamayan serçelere, her zaman ki gibi bahçede yem atıyordum. Sinsi ve sessizce saklandığın yerden, saniyeler içersinde o savunmasız kuşu havada kapıp kaçtığın, bugün bile gözümün önünden gitmiyor. Donup kaldım, zaten seni ve sülaleni eskiden beri hiç sevmezdim. Bu planlı ve hain saldırı karşısında, kendi elimle kuşa tuzak kurduğum hissinin vicdan azabı da birleşince, senden bin katı fazla nefret ettim.

 

Devam eden günlerde, meşhur Mart ayı zamanlarında, bir de bana nispet yaparcasına, mahalledeki gençlerle bahçede gece gündüz yaptığın âlemler eklenince, intikam yemini ettim. Her şeyi hafızasında arşivleyen Kader, elbet seni benim elime düşürecekti. Çok geçmedi. Kısa bir zaman sonra karnın şişmeye başladı. Artık atlamakta sıçramakta yani avlanmakta zorlanan bir gebeydin. Ben senden fazla günleri sayıyor ve seni yavrularınla birlikte bu bahçeden süreceğim anı bekliyordum.

 

Bir gün, bahçede duvarın önündeki bir kütüğün arkasında, sarmaşıkların altında bir ses ve hareketlilik gördüm. Ne olduklarını anlayamadığım minik minik canlılar sarmaşıkların altındalardı. Arkamdan gelen Kıhhh diye yırtıcı bir sesle irkilip dönüp bakınca, henüz yavruladığı üzerindeki kandan belli olan, düşmanım olan o yırtıcı Kediyi, yani seni gördüm. Nihayet beklediğim gün gelmişti ama saldırmaya hazır olduğunu hissettiğim için, planımı o gün erteledim. 

 

Günler geçiyor ve merhametli sevgili eşimin zoruyla sana bebekleri emzirdiğin ve kalkamadığın için evden artan yemeklerden getiriyordum. Yanına her geldiğimde Lohusa halinin bitkinliğinden faydalanıp sana demediğimi bırakmıyor, seni yavrularınla nasıl atacağımı anlatıyordum. Bir sabah yine baskıya dayanamayıp sana yiyecek vermem gerekti. Evde günlerdir kalmış börek ayran ekmek ve buz gibi sütü bulamaç yapıp önüne nefretle koyarak evden işlerim için çıktım. Akşam geç vakit geldiğimde seni ön bahçede yani yavrularından ayrı bitkin yatarken buldum. Önce ciddiye almadım yanına eğilip noldu buldun mu cezanı dedim. Normalde gözlerinden ateş çıkarak bana kıhhlayan kedi, ölüm döşeğinde birinin çaresizliği ile gözlerimin içine bakarak adeta yardım istedi. Ben korkuyla ne olduğunu anlamaya çalışırken can çekişerek kusmaya başladın. Hemen veteriner arkadaşımı aradım ya zehirlendiğini ya da çok soğuk yediği bir şeyin dokunduğunu söyleyince sabah verdiğim buz gibi ne olduğu belirsiz karışım aklıma geldi. Aman Allahım kendi elimle seni öldürüyor ve şu an bunu seyrediyordum. Hıçkıra hıçkıra ağlarken bir yandan sana, nane limon çayı içirmeye bir yandan da bildiğim bütün duaları okumaya çalışıyordum.

 

İçeri ilaç almaya girdim döndüğümde yoktun. Bütün civarı aradım yoktun. Yavruların yanına koştum yoktun. O yavrular öyle masum küçüktüler ki. Vicdan azabım gitgide yakıcı bir hal aldı. Öyle perişandım ki  eve gelip şiş gözlerle beni bulan eşim, Koronadan bir ölüm haberi filan aldım sandı. Bütün gece uyumayarak senden af dileyip Allah'a dua ettim. O da beni ‘korkma kediler dokuz canlıdır araba ezmedikçe ölmüyor onlar’ diye teselli etti.

 

Ertesi gün öğleye doğru bahçede seni görünce yanına koştum. Oh şükürler olsun yine bana kıhlamaya başlamıştın.

 

İşte bizim mutlu sonla biten hikayemiz. Pisi isimli anne kedi, şu an artık kocaman olup çimlerde oyun oynayan minik 1 ve minik 2 isimli yavru kediler, arada bir onların yanına gelen yine Pisi isimli baba kedi ile çok mutluyuz. 

 

Bizimkisi Korona günlerinde nefretle başlayan bir aşk hikayesi. Artık onları, kokusunu sevmediğim için kocama bile pişirmediğim ciğerle, tavuklarla besliyorum sularını veriyorum.  Bütün aile bana asla miyav demiyor yavrular bile kıhlayıp yanına yaklaştırmıyor. Ama olsun iyi olsunlar da bana yeter. Arada hala kuşları avlıyorlar. Ama artık üzülmüyorum. Doğanın dengesine karışmamayı, kin nefret intikam hislerinin ilk önce insanın kendisini vurduğunu öğrendim. 

 

Bu evrenin hepimizin olduğunu,  birbirimizi doğamıza uygun halimizle kabul edip, yaşam hakkımıza saygı duymayı, sadece Sevgi ile başkalarına ve en önemlisi kendimize şifa verebileceğimizi anladım.

 
Etiketler: KORONA, GÜNLERİNDE, AŞK,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı