Yazı Detayı
02 Mart 2019 - Cumartesi 19:58
 
İŞÇİ – İŞVEREN İLİŞKİLERİNDE İBRA
Av. Zafer BİNİCİ
zaferbinici@gundemkemalpasa.com
 
 

İbra, Arapça kökenli bir kelime olmakla aklama, temize çıkarma anlamına gelmektedir. Hukukta genel olarak bir kimseyi belli bir borcu ödemekten veya bir edimi, yükümlülüğü yerine getirmekten kurtarmak anlamında kullanılmaktadır.


Vakıf, dernek,şirket gibi tüzel kişiliklerin organlarınınyöneticileri ve faaliyetlerinin aklanması şeklinde bir uygulama varsa da en yaygın uygulama  işçi – işveren ilişkilerini konu edinen iş hukukunda yer almaktadır. 


İbraname, genel olarak, işçinin işten ayrılırken işçilik haklarını (ücretini, fazla çalışma ücretini, yıllık ücretli izin alacağını, ihbar, kıdem tazminatlarını ...vs) aldığını, başka alacağı kalmadığını imzasıyla gösteren yazılı bir belgedir.


İbranameye var olan alacak konuyapılır, ileride doğacak işçilik alacakları bu sözleşmeye dahil edilmez. İbra sözleşmesiyle, varlığı tartışmasız olan bir borç sona erdirildiğinden, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçlar ibra yoluyla sona erdirilemez.Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmektedir.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanununda ibra ile ilgili düzenleme bulunmamaktaydı. Yeni kanunda ise iş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 420. maddesinde düzenlenmiştir.


Kanun ve Yargıtay içtihatlarıyla işçi lehine yorum getiren ibra sözleşmeleri ve ibranameler sıkı şekil şartlarına tabidir. Günümüzde yargı kararlarına bakıldığında ise işverenin genellikle ibra sözleşmelerini eksik veya hatalı olarak düzenledikleri görülmektedir.
İbra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için


• İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, 

• İbra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması,

• İbra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi gerekir. Tüm haklarımı aldım, başka bir alacağım kalmadı, gibi soyutifadelere asla yer verilmemelidir.


• Ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır.

Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. 


Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.


Uygulamada en çok atlanan ve yargı denetimine takılan husus ise ibranamelerin iş akdinin fesih tarihinden en erken 1 ay sonra düzenlenmesi gereğidir. 4857 sayılı İş Kanununun 19. maddesinde, feshe itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla, feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bunoktada feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir. Kanun koyucu feshi izleyen bir aylık sürede işverenin olası baskılarını azaltmak, iş güvencesinin sağlamak amacıyla  mevcut düzenlemeyi getirmiştir. Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir

Bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.

 
Etiketler: İŞÇİ, –, İŞVEREN, , İLİŞKİLERİNDE, İBRA, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı