Yazı Detayı
05 Ağustos 2019 - Pazartesi 14:49
 
FATURA VE TİCARİ DEFTERLERİN İSPAT GÜCÜ
Av. Ayşe UNGANER
av.ayseunganer@gmail.com
 
 

Türk Ticaret Kanunu 21. Madde gereğince “ Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veya bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” Buradaki Tacir tabiri kısmen de olsa bir ticari işletmeyi kendi adına işleten kişi veya tüzel kişidir. Ticari işletme ise; Gelir sağlama amacını hedef tutan, devamlı, bağımsız, esnaf işletmesi sınırlarını aşan işletmedir. Fatura hem satış sözleşmesinde, hem eser sözleşmesinde ( İnşaat, tamirat, tadilat, marangozluk, dikiş v.s.), hem hizmet sözleşmesinde kullanılır. 

 

Türk Ticaret Kanunu 21/2. Madde gereğince “ Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde içeriği hakkında itirazda bulunmadıkça içeriğini kabul etmiş sayılır’ Bu açıdan bakıldığında hiç yapılmayan bir iş hakkında fatura düzenlenip tebliğ edilmesi ve süresi içinde itiraz edilmemesi durumunda bir borç doğma ihtimali vardır. Ancak böyle bir durumda faturaya dayalı herhangi bir icra takibiyle karşılaşılırsa arada ticari ilişki bulunmadığına dair yapılan itirazlar mahkemelerde kabul görmektedir. Özellikle Eser Sözleşmeleri ile ilgili olarak taraflar arasında iş ilişkisi başlarken mutlaka şartları belirleyen yazılı sözleşme yapılmalıdır. Aksi halde çok değerli bir eser de yapsanız karşı taraf ticari ilişkiyi kabul etmezse şahit dinleterek arada bir iş anlaşması olduğunu ispat mümkün olmamaktadır. 

 

Fatura yalnız başına ticari ilişkinin varlığını ispata yeterli olmadığı gibi fatura tebliğ edilip itiraz olmasa bile alacağın tahsil edilebilmesi için malın teslim edildiğinin de ispatı gerekir. Uygulamada İrsaliyeli fatura denilen Fatura şekliyle Malın teslim edildiğine dair alıcıdan imza alınarak Fatura kesilebilmektedir. Burada önemli olan malın teslim edildiği kişinin alıcının SGK’lı çalışanı veya işyerindeki imza ve temsil yetkisi olan kişi olmasıdır. Maalesef ki bir kısım işyerleri yetkili olmayan kişileri işyerinde bulundurarak sevk irsaliyelerini, irsaliyeli faturaları bu kişilere imzalatmakta ve mahkemeler malı teslim edilmemiş ve alacağı doğmamış kabul etmektedirler. 

 

İş hayatında alıcı ve satıcının her ticari ilişkiyi her alışverişi hemen yazıya dökmeleri mümkün olmamaktadır. Ancak Yargıtay İçtihatları gereğince önce yazılı sözleşme yapmalı, faturayı iadeli taahhütlü şekilde yani tebliğini ispat edebilecek şekilde ulaştırmalı ve malın yetkili kişiye teslimini sağlamalıdır. Bütün bunlar alacağı tahsil ve mahkemede ispat için gereklidir. 

 

Faturayı karşı tarafa ispat edilebilecek şekilde tebliğ etmek şarttır. Ancak faturayı alan taraf faturaya itiraz ettiğini her şekilde ispat edebilir. Yani faturayı tebliğ aldıktan sonra gidip elden alacaklıya geri verdiğini ve kabul etmediğini şahitle de ispat edebilir. Yazılı delil şart değildir. Faturaya süresinde itiraz edilmemiş olması Faturadaki bedel ve vade farkının kabul edildiği anlamına gelir. Faturanın ispat gücü bakımından Ticari defterlere değinmekte yarar vardır. 

 

Ticari defterler tacirler arasındaki ilişkilerde kesin delil niteliğine sahiptirler. Ticari defterin delil olması için her iki tarafın da tacir olması gereklidir. Fatura tebliğ edilmiş karşı taraf süresinde içeriğine itiraz etmemiş ödeme de yapmamış, fakat faturaya dayalı icra takibi yapıldığında arada bir ticari ilişki olmadığına dair itiraz etmiş açacağı İtirazın İptali davasında davacı ticari defter deliline dayanabilir. Eğer tarafların ticari defterlerinde daha önce aralarında bir ticari ilişkinin bulunduğu görülüyorsa arada ticari ilişkinin varlığı kabul olur ve ayrıca yazılı sözleşme olmasa bile faturalar bu şekilde tek başına alacağı ispatlar. Yargıtay kararları bu yöndedir. 

 

Faturayı düzenleyen taraf Faturanın üst kısmına kaşe basar ve imza atar bu bedelin daha ödenmediğini daha sonra ödeneceğini gösterir. Buna Açık Fatura denir. Eğer fatura bedeli ödendiyse imzayı alt tarafa atıp kaşe basmak gereklidir. Bedel ödenmediyse kesinlikle alt kısma imza atılmaz.  

 

Ticari defterlerin delil olma özelliği H.M.K. 222. Maddede düzenlenmiş olup ticari defterlerin delil olarak kullanılabilmesi için Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının kendi içinde birbirini doğrulaması şarttır. 

 

Defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Açılış ve kapanış onayları olmayan ve içerdiği kayıtlar kendi içinde birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise sahibi aleyhine delil olur. Bu nedenle düzenli tutulmuş defterler Tacirler için çok önemlidir.

 
Etiketler: FATURA, VE, TİCARİ, , DEFTERLERİN, , İSPAT, GÜCÜ, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı