Yazı Detayı
31 Ağustos 2018 - Cuma 02:26
 
9 EYLÜL 1922 NİF/KEMALPAŞA
Rahim SAĞ
rahimsag@kemalpasaaktuel.com
 
 

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, o zamanki adı henüz Nif olan Kemalpaşa’ya ilk gelişi aynı zamanda Türk Tarihi ve Kurtuluş Savaşı’mız açısından da çok önemli bir tarihte gerçekleşmiştir: 9 Eylül 1922.

 

Bu tarih aynı zamanda muzaffer Türk Ordusu’nun, ülkesini işgal eden Yunanlılardan kurtardığı, son Yunan birliklerini İzmir’den kaçmak zorunda bıraktığı tarihtir. Bu tarih, İzmir’in kurtulduğu ve Milli Mücadele’nin zaferle sonlandırıldığı mutlu gündür. İşte Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın,“bütün hayatımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır.” dediği ve Türk tarihi açısından böylesine önemli gündür ve o günün gecesini Mustafa Kemal Paşa Nif’te yani Kemalpaşa’da geçirmiştir. Öte yandan Nif’te yaşayanlar, o gecenin ve kurtarıcılarının aziz hatırasına saygı olarak yaşadıkları yerin adını “Kemalpaşa” olarak değiştirmişlerdir.

Mustafa Kemal Paşa’nın 9 Eylül 1922 tarihinde Nif’e gelmesi ve geceyi Nif’te geçirmesi bir tesadüf değil; günlerce önceden yapılan bir planın gereği olarak gerçekleşmiştir. Şöyle ki, Büyük Taarruz’un ilk günlerinde, Mustafa Kemal Paşa ve Genel Kurmay Heyeti, 28 Ağustos 1922 günü akşam saatlerinde Afyonkarahisar’daki karargâha ulaşırlar. 

Her şey, o akşam saatlerinde Afyonkarahisar’da bulunan karargâha “Çok Gizli” kodlu bir telgrafın gelişiyle başlar. Telgraf, İzmir’de bulunan yabancı ülkelerin konsoloslarından gelmektedir. Konsoloslar, İzmir’i işgal altında bulunduran Yunanlı yöneticilerinden habersiz, gizlice toplanırlar ve kendi uyruğundaki yurttaşlarını Türk Ordu Birlikleri’nin İzmir’e ulaşması halindeki ve sonrasındaki oluşabilecek muhtemel durumları aralarında değerlendirirler. Bu gizli toplantı sonrasında, ilerleyişlerine bakılarak İzmir’i geri alması neredeyse kesin olarak görünen Türklerle ve başlarındaki Mustafa Kemal Paşa’yla bu durumu ve yurttaşlarının can güvenliğini müzakere etmek amacıyla gizli bir telgraf çekmeye karar verirler. İşte Afyonkarahisar’daki Genel Kurmay Karargâhı’na ulaşan ve gündemi birden bire değiştiren telgraf budur. 

Mustafa Kemal Paşa, yıllar sonra o günü ve bu olayı Nutuk’ta “Bizzat bana verilen telsiz telgrafta da, İzmir’deki İtilâf Devletleri konsoloslarına benimle müzakeratta bulunmak salâhiyetini verdiklerinden, hangi gün ve nerede mülâkat edebileceğim soruluyordu. Buna verdiğim cevapta da, 9 Eylül 1922’de Nif’te mülâkat edebileceğimizi bildirmiştim. Filhakika dediğim günde ben Nif’te bulundum. Fakat mülâkat isteyenler orada değildi.” diye anlatacak ve kendi verdikleri randevu sözlerini tutmadıkları için onlara haklı olarak küçümseyecektir. 

Aynı olay, 1932-1933 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi olan Charles H. Sherrill’inTürkçe’ye “Bir Elçiden Gazi Mustafa Kemal” adıyla tercüme edilen anılarında yer almaktadır. Elçi aynen şunları yazıyor anılarında: “Türklerin Afyon’a başarılı taarruzlarından sonra İzmir’de bulunan yabancı konsoloslar, bundan sonraki durumun ne olacağını tespit etmek üzere, konferans toplanması için Mustafa Kemal’e müracaat etmişlerdi. Mustafa Kemal bu müracaata birkaç kelime ile cevap veriyor ve belli bir günde Nif kasabasında kendileriyle buluşacağını söylüyordu. Bu kasaba ric’at (geri dönüş) halindeki Yunan birliklerinin çok gerisinde, yine Yunan işgal bölgesindeydi. Bu yüzden Mustafa Kemal’in cevabı ‘saçma’ olarak vasıflandırılmıştı. Halbuki bu cevap, Mustafa Kemal’in planlarını ne kadar bilerek ve derin bir görüşle hazırladığının yeni bir deliliydi. Mustafa Kemal’in konsoloslara verdiği randevunun tarihi 9 Eylül’dü ve Türk orduları 9 Eylül’de Nif’i geri almışlardı.”

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Afyonkarahisar’daki Karargâh’tan İzmir’deki yabancı elçilere bu o sert ve “net” mesajı gönderdiği gün, Çalıkuşu romanını bitirir ve “çok beğendiğini” söyleyerek kitabı İsmet Paşa’ya okumasını önererek verir. O gün elçilerin istediği görüşmeye olumlu cevap nihayet verilmiş ve bir çift mavi göz, günlerce ve kilometrelerce önce “o gece” için Nif’e dikilmiştir bile…

Nif, 25 Mayıs 1919’dan başlayarak tam 3 yıl 3 ay 17 gün süren acı, kan, işkence ve gözyaşı dolu işgalden 8 Eylül 1922 Cuma günü, Fahrettin Paşa (Altay) komutasındaki Ordu Birlikleri’nin kahramanca mücadelesi sonucu kurtulur.

8 Eylül gecesini Salihli’de geçiren Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Genel Kurmay Heyeti, 9 Eylül sabahı Salihli’den yola çıkarak Ahmetli ve Turgutlu’ya ulaşır. O zamanki adı Kasaba olan Turgutlu, Parsa (Bağyurdu) ve Armutlu üzerinden, Türk Süvarisi önde Piyadesi arkada, 2 otomobil halinde Nif’e öğleden sonra ulaşılır. 

Nif-Armutlu yolunda, Mustafa Kemal’in sözlerinde dile getirdiği çok ilginç bir olay yaşanır. Heyet’te bulunan gazeteci Ruşen Eşref Bey (Ünaydın) anılarında bu olayı, bir gazeteci gözlemciliğiyle olduğu gibi nakleder:

“İzmir’e doğru yürürken Armutlu köyünden geçiyorduk. Köylüler askerlerimizin girişini seyrediyorlar, onlara kırık destilerle su taşıyorlar, yürekten minnetlerini anlatmak ihtiyacıyla paralanıyorlardı. Evleri yanmış ve dünyada üstlerindeki don gömleklerinden başka bir şeyleri kalmamış insanların ikram etme arzusuyla nasıl çırpındıklarını görseydi(niz).

Tam yanlarına vardığımız sırada, bir nakliye kolu geçmemize engel oldu. Yol tıkandığından otomobilimiz durdu. Atatürk sigarasını yakarken gözündeki güneş gözlüğünü kaldırmıştı. O sırada otomobilin yakınına sokulan sakallı bir ihtiyar, koynundan muşamba rengini almış buruşuk bir kağıt çıkardı. Önce kağıdı, sonra dikkatle Atatürk’ü süzdü. Yine kağıda, yine Atatürk’e baktı. Bu hareketi üçüncü defa tekrarladıktan sonra, şimdi hatırladıkça tüylerimi ürperten bir sesle, O’nun yüzüne karşı:
“Bu sensin!” diye adeta haykırdı. Ve arkasını dönerek, köylülere heyecan ile bağırdı:

“Mustafa Kemal… Ey ahali, koşun koşun gelin, bu O’dur… Mustafa Kemal bu… Kemalimiz geldi.”

Bu feryadı duyanların nasıl bir birine karıştığını tasavvur edemezsiniz.
Biz bütün gayretimize rağmen onların bir birini çiğneyerek otomobile dolmalarına engel olamadık. Çünkü bu köylüler, bilincin dışına taşmış bir sevgiden kuvvet alıyorlardı. Başkomutanın yüzünü, ellerini öpüyorlar(dı).

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, 1915 yılında bir gazetede yayınlanan, bir Alman ressamın elliyle çizilmiş resmini yıllarca koynunda taşıyacak kadar seven, değer veren ve geçişi sırasında tanıyan, otomobilinin önünü kesen kişi Armutlulu Eskicioğlu Mehmet Kemalettin Bey’dir.

Gazi Mustafa Kemal Paşa, Armutlu’da karşılaştığı bu beklenmeyen olaydan dolayı, biraz gecikerek de olsa 9 Eylül günü, öğleden sonraki saatlerde, birlikte olduğu kişilerle Nif’e ulaşır. Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Feyzi (Çakmak) Paşa, İsmet (İnönü) Paşa, yaver Salih (Bozok) Bey, yazar-onbaşı Halide Edip (Adıvar) Hanım, Ruşen Eşref Bey, Mahmut (Soydan) o gece oradadır. Mağrur ama tedirgindirler. Zorlu bir yolculuğun son durağına gelmiş, ancak bir asker ve gözlemci tedirginliğiyle hâlâ şüphededirler. Az sonra ne olacağına ilişkin ciddî bir tereddüt ve korku, ister istemez hepsini sarmıştır. Gün kısalsa bile, önlerindeki uzun bir gecenin üzerlerine çöken tedirginliği vardır. 

O gece aynı zamanda, o anı yaşayan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın “9 Eylül 1922” tarihinde sevinçle geçirdiği gecesidir. Aynı zamanda o gece, Nif’in yıldızının parladığı ikinci an’dır… Tüm dünyanın gözü yüzyıllar sonra yeniden Nif’tedir artık.
Bugün; Belediye Caddesi 4 numaradaki, yakın zamana kadar Kemalpaşa Askerlik Şubesi Başkanlığı binası olarak kullanılan bu yapı “o yıllarda Belediye Dairesi”dir. 1884’de Nif Redif Tabur Karargâhı olarak inşa edilmiş olan bina, teşkilatın 1914 yılında kapatılmasından sonra belediye hizmet binası, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra da “Ahz-ı Asker (Asker Alma) Şubesi” olarak kullanılmıştır. Nitekim Mustafa Kemal, 12 Ekim 1925’teki Kemalpaşa ziyareti sırasında, tatbikatı izledikten sonra burada bir süre istirahat etmiştir. Bina 1945 yılında Askerlik Şubesi olarak hizmete açılmış, 1961 yılında bir onarımdan geçirilmiştir. 2012’de Kemalpaşa Askerlik Şubesi’nin kapanmasıyla bu bina Atatürk Müzesi yapılması amacıyla imza toplanmasına rağmen, hâlen Kemalpaşa Belediyesi’nin hizmet birimi olarak kullanılmaktadır.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, Nif’te, o geceyi geçirdiği oda Askerlik Şubesi’nde küçük ve mütevazi bir odadır. Bu oda, o günü yaşamış olan Nifli’lerin sözlü tanıklıkları ve yaşayanlarının yazılı anlatımlarının tam özeti olarak “imece” biçiminde oluşturulur. Nifliler evlerinden bulabildikleri, Yunan işgalinin yakıp yıkmadığı, kullanılabilir en temiz, en nadide neleri varsa oraya adeta yığarlar. O kadar ki, evinden döşek, yorgan, yastığı olmayan örtüsünü, yastık olarak evinden çeyiz yastığını, kavun ve karpuz getireni ile sürahi hatta bardak getireni; üzüm, incir getireni, siniyle yemek getireni farklıdır. Karyola bile el yordamıyla taşınır ve bu mütevazi odaya kurulur.

9 Eylül1922 gecesi, artık Türkler tarafından İzmir’in tamamen geri alındığı ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, “Bütün hayatımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır. O gece, ordumuzun İzmir’e girdiği günün burada geçirdiğim gecesidir. O vakit buradan geçerken bu muhterem halkın gördüğü zulüm ve teaddiye rağmen resmimi koyunlarından çıkararak beni tanıdıklarını ve otomobilime atılarak kucakladıklarını unutamam. Bugün o hatırayı yaşıyorum, bahtiyârım.” dediği gece, Nif’in Kemalpaşa olmasından önce burada geçirdiği, 9 Eylül 1922 Cumartesi gecesidir.

 
Etiketler: 9, EYLÜL, 1922, NİF/KEMALPAŞA,
Yorumlar
Haber Yazılımı