Haber Detayı
09 Mart 2021 - Salı 23:44
 
RÖPORTAJ: AV. SEDANUR ÖZER
KEMALPAŞA AKTÜEL’İN BU AY Kİ KAPAK KONUĞU KEMALPAŞALI AVUKAT VE SİYASETÇİ SEDANUR ÖZER OLDU. SEDANUR ÖZER İLE KADINA DAİR KONULARDA SAMİMİ BİR RÖPORTAJ GERÇEKLEŞTİRDİK
GÜNDEM Haberi
RÖPORTAJ: AV. SEDANUR ÖZER

 

Milliyetçi Hareket Partisi Kemalpaşa Belediye Meclis üyesi ve aynı zamanda mesleğinde 11 yılını tamamlayan Avukat Sedanur Özer ile toplumsal cinsiyet eşitliği, kadının siyasetteki konumu ve kadına yönelik şiddet konularında bir röportaj gerçekleştirdik. 

ÖNCELİKLE, 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE SİZİN GİBİ BAŞARILI BİR KADINI KAPAĞIMIZDA AĞIRLAMAKTAN AYRI BİR MUTLULUK DUYDUĞUMU BELİRTMEK İSTİYORUM. MART AYININ EN ÖNEMLİ GÜNÜ 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ. RÖPORTAJIMIZA 8 MART İLE BAŞLAYALIM. BU ÖZEL GÜN İLE İLGİLİ NELER SÖYLEYECEKSİNİZ?

Öncelikle saygıdeğer Türk ve dünya kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum; sevgilerimi sunuyorum. Cumhuriyetimizin odak noktasında yer alan kadınlarımız, modern ve çağdaş günlere gelmemizde önemli görevler başarmışlardır. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ‘Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir’ cümlesi ile de hak ettikleri değeri kadınlarımıza teslim etmiştir.  “Dünya Kadınlar Günü” Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür ve her yıl 8 Mart’ta insan hakları temelinde kadınların sosyal, siyasal, ekonomik ve hayata dair tüm alanlarda başarılarının kutlandığı özel bir gündür. Kadın - erkek eşitliğinin sözde değil özde olması gerekliliğine, toplumsal cinsiyet eşitliğine her gün dikkat çekmek için mücadele ederken, 8 Mart’ta daha da yüksek bir sesle kadınlarımızın haklarını ve başarılarını ifade ediyoruz.

 

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ NEDİR? 

Bir toplum, bir millet, erkek ve kadın denilen iki çeşit insandan oluşur. Toplumsal cinsiyet, dünyaya geldiğimizde biyolojik niteliklere bağlı olarak adlandırılan cinsiyetten farklı olarak, zamana ve mekana göre değişiklik gösteren kültürel normlar, değerler gibi birçok toplumsal yapıya işaret etmesi nedeniyle kompleks bir kavramdır. Toplumsal cinsiyet, kişilere giydirilmiş toplumsal giyisiler gibidir, belirli bir zamanda ve ülkede (ve hatta kırsalda veya kentte) yetişmiş bir kadın veya erkeğin toplumsal cinsiyet rolleri farklı bir zamanda ve yerde doğan birininkinden daha farklı olacaktır. Burada anlatılmak istenen toplumsal cinsiyetin aslında cinsiyet gibi biyolojik ya da “doğal” bir süreci değil, “toplumsal” olarak inşa edilmiş dinamik bir yapıyı ifade etmesidir. Geleneksel bir toplumda kadın olarak yetişmek ve modern bir toplumda kadın olarak büyümüş olmak farklı toplumsal beklentilere cevap vermeyi gerektirir. İlkinde kadının aile içi ve bakım veren sorumlulukları ön plana çıkarken, ikinci yapıda kadının eğitim almış olması ve iş sahibi olması gibi nitelikler önem kazanacaktır.

Toplumsal cinsiyet rolleri, toplumun farklı üyelerine yönelik beklentileri anlatmak için kullanılır. Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı ise toplumsal eşitsizliği gidermek için cinsiyetlerin haklara ve fırsat eşitliğine erişimlerinin önündeki engelleri kaldırmak amacıyla geliştirilmiş yöntem ve faaliyetleri kapsar. Örneğin kadınların okuması ve iş sahibi olması önünde yasal hiçbir engel yokken okuyan kadınların istihdama katılım oranı hem Türkiye’de hem dünyada erkeklere kıyasla daha düşük seyretmektedir. Çünkü kadınların çekirdek ve geniş ailelerde verdiği ücretsiz bakım emeği onların işgücüne katılmasını engelleyen en büyük faktörlerden birini oluşturur. Tarih boyunca kadınlar evde, tarlada yaşadıkları çevrede herhangi bir maddi karşılık olmadan yaşamın yeniden üreticileri olarak ekonomik yaşamda yer almıştır. Hane içi emek faaliyetleri olarak tanımlanan ev ve hane halkı bakım faaliyetleri, çocuk bakımı, yaşlı bakımı, hasta bakımı gibi tüm hane halkları için elzem sorumlulukları üstlenmektedirler. Kadınların işgücüne katılımlarını desteklemek ve “eşit işe eşit ücret” almalarını sağlamak için destekleyici mekanizmalar oluşturma, mesela hem mahallelerde hem iş yerlerinde kreş ve çocuk bakım merkezlerinin sayısını artırmak toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen faaliyetlerin başında yer alır. 

Toplumsal cinsiyet eşitliği Türkiye Cumhuriyeti’mizin başta anayasası, yasaları ve imzaladığı uluslararası sözleşmeler ile kabul ettiği temel ilkelerdendir. 

Kadınlarımıza ekonomik katılım ve fırsatlar alanında, eğitime erişimde, siyasal alanda eşitlik sağlanmalıdır. 

 

KADIN BELEDİYE MECLİS ÜYESİ OLARAK, SİYASİ YAŞAMDA KADINLARIMIZIN KONUMUNU DEĞERLENDİREBİLİR MİYİZ? 

Her yıl 5 Aralık’ta “Dünya Kadın Hakları Günü” nü kutluyoruz. Türk kadınına “seçme ve seçilme hakkı” Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde bütün dünya ülkelerinden önce 5 Aralık 1934 tarihinde tanınmıştır. Kadınlarımız Cumhuriyetimizin eşsiz hukuk devrimleriyle siyasi, hukuki ve sosyal haklarını elde etmiştir. 

Anayasamızın 10. maddesinin ilk 2 fıkrasında “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” denilmektedir. 

Eşitlik kavramı biyolojik ve fiziksel olarak aynılık gerekliliğine dayanmaz. Eşitlik haklar ve özgürlüklerin eşitliği olarak tanımlanmıştır. Bu haklar ve özgürlüklerden yararlanmada eşitlik kadın ve erkek cinsinin birbirinden farklı koşulları dikkate alınmalıdır.

 

Ülkemiz, kadının siyasette aktif olarak yer alması, eşit haklara sahip olması için pek çok kanuni düzenleme yapmış ve uluslararası sözleşmelere imza atmıştır. Fakat tüm bu düzenlemelere rağmen kadının siyasi alandaki temsili sınırlı kalmıştır. Kadınların siyasi alanda yer alması genel ve yerel siyasette yönetim ve temsil oranlarının artmasıyla önemli ve büyük kazanımlar edileceği muhakkaktır. Kadınların karar alma süreçlerinde dışlanması, bir toplumun gelişiminin engellenmesi demektir. Kadınlarımıza sadece sembolik olarak ve sembolik görevlerde yer verilmesi insan haklarının ihlalidir. Kadınlarımızın yönetimde, karar almada erkeklerle eşit katılım sağlaması dünyayı daha iyi, daha huzurlu, daha mutlu bir hale getirecektir. Hatta inanıyorum ki dünyayı kadınlar yönetse hiçbir savaş yaşanmaz.

Kadın bir belediye meclis üyesi olarak belediyelerin yetkisi sınırlarında dahilinde yürütülen faaliyetlerin, eşitlikçi ve kapsayıcı olması gerektiğini düşünüyorum. Kadının genel ve uluslararası siyasette başarıya ulaşabilmesi için önce yerelde (ailede) eşit ve gerekli tüm haklara sahip olması elzemdir. Yerel yönetimlerde kadının gücü arttıkça, yerel hizmetler artacak, yerel siyasette hesap verilebilirlik ve denetim mekanizmaları etkin bir şekilde işleyecektir.

Yerel meclis üyeleri, kentte yaşayanlar ile yerel yönetim arasında bir köprü oluşturma görevini üstlenirler. Kent halkının mecliste ve kentin yönetiminde sesi olurlar. Belediye yönetiminin seçmenleri ve ailelerinin çeşitli beklentilerine çözüm getirme gücüne destek olurlar. Bütün bu görev ve sorumlulukları yerine getirilmesinde kadınların aktif ve etkili rol oynaması kentlerimizin gelişimi için önem arz eder.

Hâlihazırda siyasi partiler kadın ve genç kotası olarak seçimlerde bazı oranları uyguladıklarını ifade etmekteler fakat bu uygulamalar yeterli değildir. Belki de yerel ve genel siyasette kadın ve erkek temsil oranının eşit olması yönünde kanuni düzenleme yapılması hususu değerlendirilmelidir.

KADINA KARŞI ARTAN ŞİDDET OLAYLARI KONUSUNDA GÖRÜŞLERİNİZİ ALABİLİR MİYİZ? 

Kadına yönelik şiddet insanlık suçudur. Kadına yönelik şiddet suçu ile etkin bir mücadele vermek her bireyin ve devletimizin asli görevidir. Kadına karşı şiddetin hiç haklı ve makul sebebi olamaz. Hemen her gün bir kadın cinayeti haberini üzülerek öğreniyoruz. 2020 yılı verilerine baktığımızda ülkemizde 300 kadın cinayeti yaşanmıştır. 171 kadının ölümü de şüpheli olarak kayıtlara geçmiştir. Kadına karşı şiddet denildiğinde ilk aklımıza gelen kadın cinayetleri olsa da her gün onlarca kadına karşı kasten yaralama ve tehdit eylemleri gerçekleşiyor. Ne yazık ki geçtiğimiz günlerde ilçemizde de üzücü bir kadın cinayeti haberine şahit olduk. Vefat eden Meral ŞEN isimli kadınımıza Allah’tan rahmet diliyorum. 

YASALAR, KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNDE YETERLİ Mİ? 

Kadına karşı şiddet sorunun ve çözümünün siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel, coğrafi ve eğitsel birçok boyutu bulunmaktadır. Birazdan kadına karşı şiddete yönelik hukuki düzenlemelerin bazılarından ve kadınlarımızın haklarından söz edeceğim fakat yasalar kadına karşı şiddetle tek başına mücadele edemez. Yasaların ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerin doğru bir şekilde uygulanması da kadına karşı şiddetin önlenmesinde önemli bir yere sahiptir. 

Ülkemiz mevzuatına eklenen önemli düzenlemelerden biri 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” dur. 08 Mart 2012 tarihinde kabul edilen bu kanun ile devletimiz önemli bir adım atmıştır. Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kanunda koruyucu ve önleyici tedbirlere ilişkin hükümlerini içeren ve şiddet gören kadınlara sağlanan hakları açıklayan ilgili maddeleri birkaç başlık altında bilgilerinize sunuyorum;

Şiddete uğrayan kadın için:
a) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması
b) geçici maddi yardım yapılması

c) Psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi

ç) Hayati tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması

d) korunan kişinin çocukları varsa kreş imkânının sağlanması

e) İşyerinin değiştirilmesi

f) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi

g) korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması

h) Korunan kişi bakımından hayati tehlikenin bulunması halinde kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi
Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması

b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi

c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması

ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması

d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması

e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi

f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi

g) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması

h) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması

Aleyhinde tedbir kararı verilen şiddet uygulayan erkek, hakkında verilen tedbir hükümlerine aykırı davrandığı takdirde zorlama hapsine mahkûm edilir. Ayrıca eylemleri sebebi ile Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre hapis cezasına mahkûm edilir. 

Ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın ve pek çok sivil toplum kuruluşumuzun kadına karşı şiddetin önlenmesi ve şiddet gören kadının yanında olabilmek için geliştirdiği uygulamalar ve çalışmalar vardır. Umuyorum ki kadınlarımızın korunmaya ve yardıma ihtiyacı olan sebepler tümüyle ortadan kalksın fakat o günler gelene kadar kadınlarımız şiddetten korunmak için sahip olduğu hakları bilsinler ve kullansınlar. 
Yazımızda özetle arz ve izah ettiğimiz gibi kadınımız yaşama dair her alanda dezavantajlı durumdadır. Kadınlarımızın yaşadığı sorunların başlıca ve belki de en önemli çözümü öncelikle zihniyetin değişmesidir.

KADIN İSTERSE DÜNYA DEĞİŞİR. Kadının elinin değdiği yer güzelleşir

Bütün kadınların eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam sürmelerini diliyorum. Sevgilerimle… 

Kaynak: (KA) - Kemalpaşa Aktüel - Filiz Eroğlu Editör: Filiz Eroğlu
Etiketler: RÖPORTAJ:, AV., SEDANUR, ÖZER,
Yorumlar
Haber Yazılımı