Haber Detayı
31 Ağustos 2018 - Cuma 03:16
 
HAMZABABA KÖYÜ
Kemalpaşa Aktüel dergimizin her sayısında bir köyümüzü tanıtmaya devam ediyoruz. Bu sayıdaki durağımız küçük bir orman köyü olan Hamzababa. Hamzababa, Kemalpaşa’nın birçok köylü gibi yemyeşil bir doğaya sahip olmasının yanı sıra inanç turizmi açısından da önemli bir köy.
KÜLTÜR Haberi
HAMZABABA KÖYÜ

Kemalpaşa ilçe merkezine 30 km. mesafede olan Hamzababa bu açıdan merkeze en uzak köylerden. Hamzababa Köyü adını, İran Horasan’dan gelen Gazi Erenlerden olan Hamzababa’dan alıyor. Hamzababa, Seyhun havzasının kuzeydoğusundaki Yesiye’ye 2. Km. uzaklıkta bulunan Balhayır köyünde dünyaya gelmiş. Babası Oğuzların oymak beylerinden İlyas Bey, annesi Hatun anadır. Hamzababa annesinden saçlı olarak dünyaya geldiği için ‘Saçlı Hamzababa’ olarak anılmıştır. Hamza Baba’nın nesnel yaşamı 13. Yüzyıl ikinci yarısı ile 14. Yüzyıl ilk yarısıdır. 200 yıl yaşadığı iddia edilmektedir. 
Hamza Baba’nın yetiştirdiği aynı zamanda yol arkadaşları olan 7 irşadının büyük bir kısmının ilçemiz sınırları içerisinde türbeleri bulunmaktadır. En bilindiklerinden Kızılca’da bulunan Tufan Baba, Sarıçalı köyünde Kurt Baba, Sarılar üstü Ovacık’ta Çal Baba (Topçu Baba), Sinancılar’da Sinan baba, Manisa Horuz köyünde Karaca Ahmet Sultan, Turgutlu Irlamaz’da Kandıran, Manisa’da Saruhan Baba’dır. Köye girildiğinde ilk göze çarpan, birçok evin duvarında dini motiflerin işlendiği duvar resimleridir. Türbenin bakımını Hamzababa soyundan geldiği söylenilen, bu konuda elinde hilafet fermanı bulunan postnişin yürütür. Köy, özellikle çevre il ve ilçelerden gelen alevi vatandaşlar tarafından ziyaret edilmektedir. 

Ziyaretçilerin çoğu kendini Çepni, Türkmen, Yörük, Abdal, Tahtacı olarak isimlendiriliyor. Her yıl Ağustos ayında geleneksel olarak Hamzababa anma törenleri yapılmakta. Köyde Cem evi bulunmaktadır. Köydeki okul faaliyette olmadığı için köy çocukları taşımalı eğitim kapsamında Halilbeyli Mahallesine gitmektedirler. Köyde cami bulunmamakta. Ayrıca inanç turizmi yoğun olduğu için köyde şahısların işlettiği dinlenme tesisi, çay bahçeleri, piknik alanları bulunmakta. Türbe etrafında adaklarını adayanlar için ücretsiz kullanıma sunulan bulaşıkhane, kesim yeri, misafirhane, ocaklar ve aşevi bulunmakta.  HAMZABABA TÜRBESİNİN DUVARINDA

HAMZABABA’NIN HAYATI İLE İLGİLİ ŞU BİLGİLER YER ALMAKTA.
Hamzababa ilk eğitimini Hoca Ahmed-i Yesevi dergâhında görmüş, oradan Hacı Bektaşi Veli Dergahına gönderilmiştir. Hacı Bektaşi Veli dergâhında olgunlaşıp kemale erer ve çeşitli deliller göstermeye başlar. Bu durumu gören Hacı Bektaşi Veli Hamzababa için babalık töreni hazırlar ve kırklar miracceni düzenler. Kendisine taç ve hırka giydirir, teslim taşı takar, kemer bağlar, post, sofra, tuğ, taber, çerah gibi eşyalar verilir. İcazet ve Babalık beratı dergâh babaları tarafından imzalanıp mühürlenir. Beratı hünkâr tuğrası ile onaylar. Saruhanoğlu iline erşat ile görevlendirilen Hamzababa Hünkâr’dan destur alıp kırk dervişi ile Sulucakarahöyük’ten Manisa’ya doğru yola çıkar. Bu dönemde Saruhan Bey ile birlikte olmuş, torunlarının kurduğu beylikte dergâhını kurmuş ve Alevi Türk töresini yaymıştır. Sulucakarahöyük’ten çıkan Hamzababa dervişleri ile birlikte ilk olarak Baba dağına gelir, kırlar tepesinde kalır. Orada cem tutar, semah dönerler. Dervişlerinden Sümbül Arap hakka yürüdüğünde artık kalmanın gereği yok diyerek sırtını dayadığı kızıl kayayı ‘Ya Hak’ diyerek fırlatır ve düştüğü yeri yurt edinir. Kızıl kayanın parçalarından da hıdırlıktaki dergâhını inşa eder. Kendiside oradaki mağarada kırk gün çile çeker.  Hamzababa dergâhı sevilmeye başlar. Yolcular, aç, sefil ve yoksul insanlar yiyip içerler, barınırlar. Burada ilim ve irfan öğrenirler. Kısa zamanda Hamzababa’nı Müslim ve Gayrimüslim binlerce müridi olur. Bu durumda rahatsız olan papaz ve Sünni ulemalar Hamzababa’yı Nif Bey’i Ali Paşa’ya şikâyet ederler. Ali Paşa durumu öğrenmek için dergâha gelir, dergâhta saygı ile karşılanır, şölen verilir. Ali Paşa’ya Yesevi – Bektaşi fikri anlatılır. Durumu gören Ali Paşa dergâhın faaliyetine izin vererek birkaç parça arazi ve ocaklık verir. Oradan memnuniyetle ayrılır. Ali Paşa’ya şikâyetten sonuç alamayan Sünni ulema ve papazlar bu defa Saruhan Bey’e şikâyette bulunurlar. Saruhan Bey Hamzababa’yı yakalayıp getirmeleri için bir manga asker gönderir. Hamzababa askerler geldiğinde tarlada bostan ekmekte, ekilen tohumlar hemen yeşerip ürün vermektedir. Bostanlardan askerlere ikram edilmiştir. Bunu gören askerler Hamzababa’nın gerçek hak ereni olduğunu anlar. Tövbe ederek mürit olurlar. Askerlerin gelmediğini gören Saruhan Beyi, saray muhafızı ile birlikte bir manga asker gönderir. Bu askerler Hamzababa ve müritlerini yakalayıp zincire vururlar. Hamzababa giderken arkasından kayalarda hareket eder. Bu durumdan korkan muhafız komutanı Hamzababa’yı çözer. Hamzababa’da kayalara bel verir ve durdurur. Yola devam ederler.  Saruhan Bey’e gidildiğinde “senin keramet sahibi olduğunu duyduk. Bu mevsimde yaş üzüm olmaz bana bir sepet üzüm bul” der. Hamzababa “emredersiniz beyim” der. Nefes bizden, vermek Hak’tan diyerek bir güldenk okur ve “arka bahçedeki asmanın altında bir sepet üzüm var. Yaveriniz alsın” der.  Bunu gören Saruhan Beyi Hamzababa’nın gerçek bir hak ereni olduğunu anlar. Ona bağ, bahçe, tarla ve değirmen vakıf olarak verir. Dost olurlar.  Hamzababa bir müddet sonra Manisa’da Saruhan Bey’i ziyaret edip ona Hakk’a kavuşacağını, vedalaşmaya geldiğini söyler. Ben gittikten sonra dergâhıma ve dervişlere zarar gelmesin der. Saruhan Bey’de söz verir ve yazılı ferman onaylar.  Akşam vedalaşır, konuk odasına çekilir ve Hakk’a kavuşur. Saruhan Bey Hamzababa için Manisa’nın en güzel yerinde türbe yapılmasını emreder. Dervişleri ise dergâha götürmek ister. Tartışmalar sonucu “Hamzababa ermiş kişidir. İki tabut yapalım, üzerlerine dergâh ve Manisa yazalım. Hangisinde istirahat edecekse o tabuta girsin” diye karara varırlar. Tabutlar ve odanın kapısı mühürlenir. Hamzababa dervişlerin tabutundadır. Şimdiki türbesinin bulunduğu yere defnedilir.

HAMZA BABA’NIN EL YAZMA ESERLERİ
Hamza Baba’nın el yazma eseleri; Makaamat-Evliya, Kitabü’l-Usul, Kitabü’l Ahval, Vilayetname’dir. Cumhuriyetin ilk yıllarında İzmir Valisi Kazım Dirik, Hamza Baba türbesini kapatmak ister. Halkın bu duruma karşı çıkması üzerine köye gelir ve türbedar Rıza Özer’in evinde kalır. Hamza Baba’nın menkıbelerini dinler ve türbenin kapatılmasından vazgeçer.  Türbedar’dan Hamza Baba’yla ilgili çok sayıda el yazma eserlerini de incelemek üzere alarak İzmir’e götürür. Belgelerden bir daha haber alınamaz. Hamzababa’nın el yazması eseri Vilayetname’nin ise İzmir Valisi Kazım Dirik’in oğlu tarafından İngiliz Elçisine hediye edildiği ve halen Londra’da kütüphanesinde olduğu bilinmektedir. 

TÜRBENİN YAPIMI
II. Murad, Hamza Baba’nın Türbesini (1421-1451) Rum bir mimara inşa ettirir. Rum mimar padişahın bir ölüye büyük değer vererek çok para harcayarak masraflı bir türbe yaptırmasına içinden kızar.  Mimarın bu kızgınlığı anında bir rüzgâr yel-yepenek gelerek onu havaya kaldırarak götürür. Hamza Baba’nın bu kerameti üzerine Rum Mimar, hatasını anlar ve Müslüman olur. Türbeyi yapar. Kendine de türbeye giriş eşiğinde sanduka yapar. Mimarın vasiyeti gereği ölünce buraya defnederler. Hatasından dolayı Hamza Baba’yı ziyarete gelenler mezarının üzerinden çiğneyerek geçsinler diye salık verir. Mimar buraya gömüldükten sonra kapı eşiği kırmızı damar damar olur. Bu nedenle de Mimar af edildiğinde inanılarak eşiğe basılmaz ve kutsal kabul edilerek niyaz edilir. Hamzababa Türbesi, sekizgen formdadır. Kubbeli taş bina, eski ve daha yeni mezarların yer aldığı bir alanın ortasına kurulmuştur.

TÜRBEDE YAPILAN  DİLEKLER
Türbede, çeşitli amaçlar için dilekte bulunulmakta. Kişilerin kendi başlarına yaptıkları dilekte bulunuşun dışında, postnişin tarafından yardım alınarak da dilekte bulunulabilmektedir. Türbenin içerisine giren ziyaretçi, niyaz etmek amacıyla sandukanın ayak, orta ve başucundan öpmekte, daha sonra diğer tarafa geçerek aynı işlemi burada da yapmaktadır. 
İnançları gereği insanlar; Hamza Baba’nın sandukasının etrafında dilek tutarak, 7 kez dolanıp, niyaz ederler ki dilekleri yerine gelsin, muratları hâsıl olsun. 

Türbenin içinde sandukanın başında oturan “Ana bacı” çocuğu olmayan kadınların beline dikiş ipliğinden bağlar. Kadın hamile kalıncaya dek ipi belinden çözmez. Hamilelikten sonra ipi çıkarır. 

Sandukanın içine genç kızlar Yemenlerinin içine para koyarak sarkıtırlar. Yemenin içinden eğer para alınırsa dileklerinin yerine geleceğine inanılır. Bu delik niyaz edilir. Günümüzde mendil içine para koyup sarkıtmak, adet haline gelmiştir. 

Türbenin dışında tekkeşinlere ait küçük çocuk mezarlarının arasında iki küp vardır. Küplerden birinde toprak diğerinde yağ vardır. İnanışa göre ağrıyan yerlere bu yağdan sürüldüğü takdirde ağrılar sızılar gitmekte ve iyileşmektedir. Toprakta çıvher olarak kullanılmaktadır. 

Türbenin baş usunda ki; yeşil sancak, kılıç ve miğfer varlığı Hamza Baba’nın üçyüz gaip eren ile fetihlere katıldığının göstergesi olarak kabul görmektedir.  Osmanlı döneminde; Çanakkale ve Kurtuluş savaşında düşmana top atan gaip erenlerinden olduğuna inanılır. Askerlere gözükmüş ve yardım etmiştir. 

Kuluç Kaya (Hamza Baba’nın sırtını dayadığı kaya kütlesi) : Hamza Baba’nın sırtını dayadığı kayaya “sürtübeç” denir. Sürtübeç Kayasına sırt sürüldüğü takdirde, kulunç, sırt ve bel ağrılarına iyi geldiğine inanılır. 

Ağaçların dallarına kumaş parçaları bağlanarak dileklerde bulunulmaktadır. 

Hamzababa türbesi çevresinde yer alan bu inançlar, dileklerin yerine gelmesi sonucunda Hamzababa için adakta bulunulması ile son bulmaktadır.

Dergimizin bu sayısında Hamza Baba köyünü daha iyi tanıtabilmek için Hamza Baba Kültürünü Yaşatma ve Koruma Derneği Başkanı Fatma Taş’ın Sarıçalı köyündeki evine misafir olduk. 2014 yılında kurulan derneğin Kurucu Başkanı olan Başkanı Fatma Taş, Hamza Baba hakkında bilgiler verdi. Hoş sohbeti ve misafirperverliğinden dolayı kendisine teşekkür ederim. 

Kaynak: (KA) - Kemalpaşa Aktüel - Filiz Eroğlu Editör: Filiz Eroğlu
Etiketler: HAMZABABA, KÖYÜ,
Yorumlar
Haber Yazılımı