Haber Detayı
27 Nisan 2021 - Salı 10:58
 
ATATÜRK KEMALPAŞA'DA NEREDE KONAKLADI ?
Rahim Sağ yazdı. Atatürk Kemalpaşa'da nerede konakladı ?
DİĞER Haberi
ATATÜRK KEMALPAŞA'DA NEREDE KONAKLADI ?

Mustafa Kemal Paşa’nın 9 Eylül 1922 tarihinde Nif yani Kemalpaşa’da konakladığı pek çok tarihî belge ve kaynakta, hatta gerekçesiyle birlikte kendi yazdığı Nutuk’ta da yer almaktadır. Mustafa Kemal, Nutuk’ta o gün Nif’e gelişini ve nedenini ayrıntılı olarak anlatır. Ancak, doğal olarak ve bir “ayrıntı” olduğu için Nif’te nerede konakladığına ilişkin bilgi vermez. O gece nerede konakladığına ilişkin kaynaklarda net ve bir tek adres vardır: “Nif Âhz-ı Askerî” Şubesi yani “Nif Askerlik Şubesi”.

 

Mustafa Kemal Paşa’nın Nif’te kaldığı “yer / mekan”, Kemalpaşa’da yaşayanlar için farklı farklı adreslerin verildiği bir yerdir. Bu “mekan”, özellikle in-formal enformasyon (bilimsel ya da yöresel nitelikli olmayan bilgi, kısaca “dedikodu”) olarak o zamanki Nif’te “Askerlik Şubesi”,  bir “Rum evi”, bir “bağ evi/üzüm deposu” ve “Kızılüzüm köyü”nde kaldığı tezi üzerine kurulu dört farklı versiyon içerir. Net olarak söylemek gerekir ki Gazi Mustafa Kemal Paşa ve yanındaki Genel Kurmay heyeti, 9 Eylül 1922 Cumartesi, yani ordularımızın İzmir’i ve vatanı kurtardığı o tarihsel geceyi, o zamanki adı “Nif” olan günümüzde Kemalpaşa’da geçirmiştir. 

 

Konuyu detaylandırırsak, Gazi Paşa’nın o gece “eski bir Rum evinde” kalmış olduğu bilgisi, Kemalpaşa’da ağızdan ağıza yayılmış hatta “şehir efsanesi” olarak dolaşan bir bilgidir ve bu bilgi ya da söylence aslında temelsiz de değildir. Zira sözü edilen ve şu sıralarda Kemalpaşa Belediyesi tarafından restore edildiğini öğrendiğim ev, uzun bir dönem Askerlik Şubesi olarak kullanılmıştır. Düz mantıkla; Atatürk, Askerlik Şubesi’nde kaldıysa ve Askerlik Şubesi bu bina ise Atatürk de burada kalmıştır şeklindedir. O bina aslında hiç de güvenli bir konumda olmadığı gibi, şimdi adlarını tek tek saymama gerek yok ama Genel Kurmay Heyeti’ni oluşturan çok sayıdaki kişiyi barındıracak büyüklükte bir bina değildir. Lokasyon olarak, iç içe geçmiş evlerden oluşan bir silsile içerisinde yer alan bu bina ne güvenlik ne büyüklük açısından böylesi önemli bir gruba ev sahipliği yapacak niteliğe sahiptir.

 

Atatürk’ün o gece kaldığı iddia edilen yerlerden birisi de Kemalpaşa’nın aykırı ama bir o kadar da titiz tarih araştırmacısı aynı zamanda Kemalpaşa ile ilgili belgeleri titizlikle araştıran, ortaya çıkaran arşivci Reha Korkut’un Mustafa Necati Dinçsoy’un yazdığı “Yöremizin Tarihinde Turgutlu’nun Dramı ve Mustafa Kemal Atatürk” (s.378) adlı kitapta tespit ettiği, Fevzi Çakmak’a ait olarak aktarılan bir anıda belirtilen “üzüm deposu”dur. Kitapta, Fevzi Paşa, İzmir gezilerine eşlik eden Demokrat İzmir gazetesi yazarı Ziya Hanhan’a o geceki anısını şöyle anlatır: 

 

“9 Eylül 1922’de, önce İzmir’i Belkahve’den seyretmiş sonra yine Nif’e (Kemalpaşa) dönmüştük. Geceyi burada geçirip ertesi gün İzmir’e girecektik. Kasaba, Yunanlılar tarafından yakılıp yıkılmıştı. Nifliler, gece uyumamız için bize layık bir ev bulamadıklarından, kargir bir üzüm mağazasını temizlemişler, hazırlamışlar. Halılarla döşedikleri bu taş binada kalacaktık. Yatma zamanı gelince Gazi, hazırlanan yatağa girmedi. Üst üste kahve istiyor ve durmadan sigara içiyordu. Sonradan yataklarımıza çekildik. Fakat o, uyuyamıyordu. Gecenin bir saatinde bana seslendi: ‘Paşam, uyuyor musunuz?’ dedi. Ben onun uyumadığını bildiğim için uyuyamamıştım. ‘Hayır paşam, uyuyamıyorum, isterseniz dışarı çıkalım. Temiz hava alalım, belki açılırız’ dedim. Sırtımıza kaputlarımızı alarak bulunduğumuz yerden dışarı çıktık. Gazi Paşa, dolaşırken şunları söyledi: ‘Arslanlar gibi savaşıp çuvalların arasında yatmak...’ Ben, O’nun uykusuzluğunu İzmir’in geri alınışından duyduğu sevinçle heyecana bağlamıştım. (…) Tâ şafak sökünceye kadar, beraber dolaştık.”

 

Fevzi Paşa’nın, Ziya Hanhan’a anlattıkları ya da anlattığı iddia edilen bilgiler kendi içerisinde açıkçası ciddi çelişkiler de barındırıyor. Ziya Hanhan’ın, Fevzi Paşa’nın anılarına dayandırdığı iddialarının, Nif için “Kasaba, Yunanlılar tarafından yakılıp yıkılmıştı.” cümlesi Yunan işgalinden sonra her tarafı yakılan Turgutlu’yu işaret ediyor. Zira 9 Eylül 1922’de Nif yerleşiminde terk edilen çok yer yakılmaya çalışıldı ama çok kısa sürede Türk askeri birliklerince engellendi. Öte yandan Kasaba’nın neredeyse tamamen yakıldığı, Turgutlu’da yakılmayan sadece tek mahalle olduğu biliniyor. Bu yüzden, Fevzi Paşa’nın, Ziya Hanhan’a “yakılıp yıkıldı” diye anlattığı, Fevzi Paşa’nın yüksek olasılıkla yanlış hatırladığı yer Nif değil, Kasaba yani Turgutlu olmalıdır diye düşünüyorum. Çünkü Yunan askerleri o zamanki adı Kasaba olan Turgutlu’nun bir mahallesi dışında tamamını yakmışlardı. Oysa Nif’te çıkartılmaya çalışılan yangın kısa sürede Türk askerlerince söndürüldüğü dışında bir bilgi ya da belge mevcut değildir.

 

Üçüncü yani Kızılüzüm’de kaldığı iddiası ise yaygın olmamakla birlikte 9 Eylül Üniversitesi’nin değerli öğretim üyesi Dr. Pelin Böke’nin “İzmir 1919-1922 Tanıklıklar” adlı kitabında görüştüğü Mehmet Rahmi Ergun’un dillendirdiği iddiadır. Bağyurdulu, 1914 doğumlu Mehmet Rahmi Ergun’un sözlü anlatımı, bilinen kaynakların belirttiğinden çok farklı bilgiler içerir ve çok farklı bir adresi işaret eder: Kızılüzüm.


 
“Mehmet Rahmi Ergun, yaşı gereği, o yılları yaşamış ya da tanıklık etmiş olmadığından  ‘rahmetli dayı anlatırdı bizim’ diyerek şu tanıklığını anlatır: ‘(Mustafa Kemal) Kemalpaşa’ya geliyor. Kemalpaşa’da -şimdi Askerlik Şubesi’dir- orada kalıyor. Belkahve’ye 
gidiyor, doğru Belkahve’ye. Ora(sı) İzmir yanıyor, cayır cayır yanıyor, kara duman içinde. Abide yazılıdır orada. Bir zaman sonra Kadifekale’ye bayrak çekiliyor, İzmir düşüyor. Oradan gece geliyor Kemalpaşa’ya, Nif’e, o şubenin olduğu yere, orada kalacak. Orada, Kemalpaşa’da ekseriyet (çoğunluk) Rumlarda. Kemalpaşa’nın eşrafından çağırıyor Gazi. Burada diyor siz mi fazlaydınız, Rum mu fazlaydı? Rum fazlaydı deyince bunlar, bizim ağbimin çocuğu vardır şurda Esat, askerlik şubesinde memurdu, sivil memur. Amca dedi, gece saat 10-11’de burayı terk ediyor. Kızılüzüm’de kalıyor dedi. Olur da bir örgüt olur. Duman duman yanıyor. İşgal yeni olmuş. Sabah ezanında yine geliyor oraya, yani Kemalpaşa’da burada kalmadı. Kemalpaşa’nın ihtiyarları böyle anlattı. Gece terk ettiler burayı dedi, Kızılüzüm’e. Sabah erken geri geliyorlar dedi. Kemalpaşa’dan çıkınca iki üç kilometre, o fabrikaların olduğu yerde yol vardır orada, orada Kızılüzüm köyü. Orada kalmışlar dedi biraderin çocuğu. Yani ondan duydum.’ Mehmet Rahmi Ergun, adı geçen eserde, tanık olarak da olsa bunları anlatmıştır. Şüphesiz söyledikleri ciddiye alınması ve gereken bir konudur. Amacımın, tartışmalı enformasyon içermeyen bilgileri tespit olması, şimdilik, benim sadece tespit ve belirtme konumunda bulunmamı gerektiriyor.”

 

“Nif’ten Kemalpaşa’ya” başlıklı kitabımda yukarıdaki bilgileri olduğu gibi yazmıştım. Sonrasında defalarca gittiğim bu, Kemalpaşa’nın hatta İzmir’in en güzel köylerinden biri olan Kızılüzüm’de, meydana nazır kahvede gözüme kestirdiğim pek çok yaşlı amca ile görüştüm. Tanışmalık ve “bu ara havalar nasıl?” türünden girdiğim sohbetten sonra konuyu oraya yani Atatürk’ün 9 Eylül günü Kızılüzüm’de kalmasına ne kadar getirdimse de defaaten “yok öyle bir şey, öyle olsa bilirdik ya da duyardık” şeklinde cevaplar aldım. Sosyoloji bilenler bilirler; gelip geçici olmayan, özellikle yerleşik topluluklarda böylesi bir bilgi nesilden nesile aktarılır hatta övünülerek ve abartılarak anlatılır. Kaldı ki fevkalade güzel bir köy olmasına karşın coğrafyası gereği Kızılüzüm, güvenliği çok kolay sağlanacak bir yerleşim de değildir aslında. 

 

Mustafa Kemal Paşa’nın 9 Eylül 1922’de Nif’te bulunması aslında tarihsel ve o dönemin, günümüz tabiriyle, “en sıcak” gelişmesi olarak yazılı basının dikkatini yönelttiği bir olaydır. Pek çok yerli ve yabancı gazeteci, Türkler ile Yunanlılar arasındaki savaşı takip etmekte ve gazetelerine haber olarak yazmaktadır. Böylesi bir durumun en azından bir gazetecinin gözünden kaçmaması kesinlikle mümkün değildir. Öte yandan Mustafa Kemal’in o günlerde yanında bulunan Halide Edip (Adıvar) ve Ruşen Eşraf (Ünaydın) anılarını yazmış ve anılarında adres olarak Nif yani Kemalpaşa Askerlik Şubesi’nde kaldıklarını açıkça belirtmişlerdir. Ancak Mehmet Rahmi Ergun’un Mustafa Kemal ve Kurmay Heyeti için  “gece saat 10-11’de burayı terk ediyor[lar]”  ifadesi ile Ziya Hanhan’ın naklettiği ve benim de güvenilir sözlü kaynaklardan edindiğim bilgi bir noktada paralellik gösteriyor: 
Akşam ve gecenin erken saatlerinde Nif Askerlik Şubesi’nde kalan, dinlenen ve burada yazışmaları takip eden Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Genel Kurmay Heyeti, gecenin ilerleyen saatlerinde daha güvenli bir bölgede, ki muhtemelen, Çınarköy’de bulunan bir bağ evinde ya da üzüm deposunda gecenin ilerleyen saatlerini, Mareşal Fevzi Çakmak’ın aktardığı gibi uykusuz geçirdiler. 

 

Aslında 19 Mayıs 1919’dan beri pek çok geceyi uykusuz geçirmişlerdi ama “o gece” uykusuz geçirdikleri son geceydi. “O gece”, yıllar sonra Mustafa Kemal’in “Bütün hayatımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır. O gece ordumuzun İzmir’e girdiği günün burada geçirdiğim günün gecesidir.” dediği 9 Eylül 1922 Cumartesi gecesiydi ve “o gece” Mustafa Kemal Paşa, sonradan Kemalpaşa adını alacak olan Nif’in, Türk egemenliğine girdiği tarihsel süreç içerisinde gelmiş geçmiş en “büyük” ve en “önemli” misafiri olarak bulunuyordu…

Kaynak: Editör:
Etiketler: ATATÜRK, KEMALPAŞA'DA, NEREDE, KONAKLADI, ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı